Yetiyitimi (disability) ile ilgili bilinmesi gerekenler

Dr. Dilek Aslan, 7.1.2024

Sorunun boyutu ile ilgili tespitler

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetiyitimi kavramının insan yaşamının bir parçası olduğuna işaret etmektedir. Yetiyitimi daha anlaşılır bir ifadeyle; yeti kaybı olarak da ifade edilebilir. Yaşamın herhangi bir döneminde insanların geçici ya da kalıcı düzeyde yetiyitimi ile karşılaşabileceği vurgulanmaktadır. Dünyada yaklaşık 1,3 milyar yetiyitimi olan birey olduğu ifade edilmektedir. Bu da küresel nüfusun %16’sına denk gelir. Yetiyitiminin toplumların yaşlanması ve bulaşıcı olmayan hastalıkların yaygınlığındaki artış ile uyumlu olarak arttığı düşünülmektedir (1).

Yetiyitiminin geniş bir tanımı vardır, fonksiyon (işlev) kaybına işaret eder (2).

Yetiyitimi ile ilgili güncel bazı tespitler aşağıda sunulmuştur (2-5):

Yetiyitimi olan bireyler farklılık gösteren bir gruptur. Cinsiyet, yaş, ekonomik koşullar gibi durumlar yetiyitimi olan bireylerin sağlık ihtiyaçlarını etkilemektedir (1). Birleşmiş Milletler yetiyitimi olan bireylerle ilgili bilinmesi gereken beş önceliği belirlemiştir (Şekil 2) (6).

Neler yapılabilir?

Yetiyitiminin önlenmesi ilk adımdır. Önlenemediğinde erken tespit ve erken müdahale, ardından da yetiyitimi olan bireylerin yetiyitimi olmayan bireylerle yaşamda eşit koşullarda var olabilmeleri için rehabilitasyon hizmetleri önem taşır. Bu yaklaşım daha geniş bir perspektifle yetiyitimi olan bireyler açısından üç temel kabulü gerektirir (7):

  • Sağlıkta hakkaniyet (equity) küresel bir sağlık önceliğidir.
    • Hakkaniyet, gereksinim temelli hizmete öncelik verir.
  • Ulaşılabilecek en yüksek sağlık standardından yararlanma hakkı vardır.
  • Sağlıkta hakkaniyet aynı zamanda bir kalkınma (gelişme) önceliğidir.

Bu kabullerin yanı sıra bazı pratik öneri başlıkları da aşağıda yer almaktadır:

  • Yetiyitimi ile ilgili sayısal, ihtiyaç temelli tespitlerin yapılması
  • Yetiyitimi ile ilgili farkındalığın artırılması
    • Örneğin; 3 Aralık gibi uluslararası alanda belirlenmiş olan Yetiyitimi Olan Bireyler İçin Uluslararası Gün etkinlikleriyle farkındalığın artırılması (4)
  • Yetiyitimi ile ilgili araştırmalara kaynak ayrılması ve araştırma kapasitesinin geliştirilmesi
  • Yetiyitimi ile ilgili sorunların çözümüne katkı için ilgili profesyonellerin eğitim, vb. altyapılarının desteklenmesi
  • Kamu olanaklarının yetiyitimi olan bireyleri de kavrayacak şekilde geliştirilmesi
  • Yerel yönetim ve diğer ilgili kurumların katkısının daha fazla alınması
  • Yetiyitimi olan bireylerin kendileri ile alınacak karar mekanizmalarına katılımlarının desteklenmesi
  • Uluslararası anlaşmaların/sözleşmelerin (8) gereklerinin eksiksiz şekilde tamamlanması

#eşitlik

#hakkaniyet

#herkesiçinsağlık

Kaynaklar

  1. WHO, Disability. [Internet] https://www.who.int/health-topics/disability#tab=tab_1
  2. UN, [Internet] https://www.un.org/en/observances/day-of-persons-with-disabilities/background
  3. WHO, Key facts, Disability [Internet] https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/disability-and-health
  4. UN, Disability [Internet] https://www.un.org/en/observances/day-of-persons-with-disabilities/background
  5. [Internet] https://www.who.int/news/item/16-05-2022-almost-one-billion-children-and-adults-with-disabilities-and-older-persons-in-need-of-assistive-technology-denied-access–according-to-new-report
  6. UN, Disability. [Internet] https://www.un.org/en/desa/5-things-you-should-know-about-persons-disabilities
  7. WHO, 10 facts on disability. [Internet] https://www.who.int/news-room/facts-in-pictures/detail/disabilities  
  8. UN [Internet] https://social.desa.un.org/issues/disability/crpd/convention-on-the-rights-of-persons-with-disabilities-crpd

Tütün Kullanımı ve Diyabet Hastalığı

#tütünübırak #diyabetiönle 

Erişkinlerde görülen diyabet hastalığı (Tip 2 diyabet); körlük, böbrek yetmezliği, kalp krizi, felç ve alt ekstremite amputasyonu gibi ciddi sağlık sorunları için önemli bir nedensel faktördür. Tütün dumanının oldukça toksik bileşenlerinden biri olan nikotin β hücrelerinin işlevini ve kütlesini bozar, insülin üretimini ve glikoz üretiminin düzenlenmesini etkiler ve bu sayede de tip 2 diyabetin başlangıcında önemli bir rol oynar. Nikotin, oksidatif stresin aktivasyonu yoluyla insülin direncine neden olur. Çok az sayıda bile tütün kullanımı sonrası glukoz toleransında akut bozulma ve insülin direncinde artış olur. Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri ile ilgili yapılan çalışmalar da insülin direncinin artışına dair veriler sunmaktadır. Dolayısıyla, tek çözüm tütün kullanmamak ve içenlerin de bir an önce bırakmalarıdır, çünkü;

  1. Diyabet vakalarının %95’inden fazlası erişkin tip olarak da bilinen tip 2 diyabettir. Tütün kullanımını bırakmak tip 2 diyabet gelişme riskini %30-40 azaltır, hastalığın yönetimi kolaylaşır.
  2. Tütün kullanımı, tip 2 diyabetli kişiler için bir komplikasyon olan kardiyovasküler hastalık gelişme riskini önemli ölçüde artırır. Tütün kullanımı bırakılınca risk azalır.
  3. Tütün kullanımı diyabetik nöropati ve ayaklarda görülen yaraları (ülser) kötüleştirir, iyileşmeyi geciktirir. Tütün kullanımını bırakmak, bu tür komplikasyonlara yakalanma riskini azaltarak uzun dönemde daha iyi sağlık sonuçları elde edilmesini sağlar.
  4. Tip 2 diyabeti olan kişilerde tütün kullanımı retinal kan damarlarına zarar vererek diyabetik retinopati ve görme kaybı riskini artırır. Tütün kullanımını bırakmak görme yetisini korumaya yardımcı olur ve riskleri azaltır.
  5. Tütün kullanımı ve tütün dumanından pasif etkilenim, tip 2 diyabetin daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabilir. Kamuya açık kapalı alanlarda tütün dumansız politikaların uygulanması sağlanmalı ve bireylerin sağlık hakları korunmalıdır.

Dilek Aslan tarafından hazırlanmıştır.

Kaynak: WHO, Tobacco and Diabetes. https://iris.who.int/bitstream/handle/10665/373988/9789240084179-eng.pdf?sequence=1

Sosyal medyada karşılaştığımız yanlış bilgileri nasıl raporlayacağımızı biliyor muyuz?

Yanlış bilgilerle mücadele her yurttaşın sorumluluğundadır. Bu amaçla sosyal medya platformları kendi sistemleri içinde yanlış bilgi paylaşımı ile karşılaşıldığında neler yapılması gerektiği ile ilgili çeşitli yönlendirmeler yapmaktadırlar. Bu yönlendirmeleri gerekli durumlarda kullanmak uygun olur. Dünya Sağlık Örgütü, web sayfasında, https://www.who.int/campaigns/connecting-the-world-to-combat-coronavirus/how-to-report-misinformation-online adresinde bu konuda kısa bir belge paylaşmıştır. İlgilenenler inceleyebilirler ve yararlanabilirler. Çevrimiçi ortamlarda yanlış bilginin nasıl rapor edilebileceği ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Yanlış bilgilerin yayılmasını önleme konusunda duyduğumuz sorumluluğun öncelikli göstergesi “YANLIŞ BİLGİ PAYLAŞMAMAK” olmalıdır. Bu ilk adımın ardından kullandığımız sosyal medya platformlarının yönlendirmelerinden yararlanabiliriz.

14.9.2023

Dikkat ! Yanlış bilgi paylaşmayın…

Yanlış içerik paylaşımının riskleri bilinmektedir.  Bu konuda çevrimiçi (online) ortamların süreci hızlandırdığına dair son dönemlerde verilerde artış görülmektedir. Örneğin; Wang ve arkadaşları tarafından 2018 yılında yayınlanan bir makalede incelenen 57 farklı çalışmada sağlıkla ilgili yanlış bilgi paylaşımlarının en fazla aşılama, Ebola virüsü, Zika virüsü olmakla beraber beslenme, kanser, suyun florlanması ve sigara gibi konularda da yanlış bilgi paylaşımlarının olduğu belirlenmiştir (1). Yanlış bilgilerin yayılma hızı da farklı zamanlarda yapılan çalışmalarla ortaya koyulmuştur. Vosoughi ve arkadaşları tarafından 2018 yılında önemli bir bilimsel dergide yayınlanmış makalede çevrimiçi ortamda yanlış içerikli söylentilerin daha uzak mesafelere, daha geniş bir alana, daha hızlı yayıldığı belirtilmektedir. Yanlış içerikli söylentilerin insanlar üzerinde korku, güvensizlik ve şaşkınlık duygularını daha fazla yarattığı ifade edilmektedir. Çalışmada 2006-2017 yılları arasında bir sosyal medya ortamında paylaşılan 126000 söylenti incelenmiştir. Söylentiler 3 milyon kişi tarafından 4,5 milyon kez paylaşılmıştır (2).

Doğru bilgi kaynakları toplumda yanlış bilgilerin yayılmasının önlenmesi için son derece önemlidir. Bu konuda Collis ve arkadaşları tarafından 2022 yılında önemli bir makale yayınlamıştır. Yazarlar, 67 ülkeden elde ettikleri verileri içeren çalışmalarında; bilgi kaynağı olarak güven duyulması açısından yerel sağlık çalışanlarının iyi bir düzeyde olduklarını vurgulamışlardır. Bununla birlikte, pek çok ülkede sağlık çalışanlarının bilgi kaynakları arasında olmadıkları belirtilmiştir. Aynı çalışmada televizyonun en sık başvurulan bilgi kaynakları arasında olduğu, ancak televizyona olan güvenin ülkeler arasında farklılık gösterdiği belirtilmiştir (3).

Doğru bilgilerin doğru zamanda doğru hedef kitlelere ulaştırılması önemli bir sorumluluktur. Bilimsel çalışmalarla ortaya konulan bilimsel verilerden yararlanmak bu sorumluluğun yerine getirilmesine katkı sağlayacaktır.

Dilek Aslan, 11.6.2023

Kaynaklar

  1. Wang Y, McKee M, Torbica A, Stuckler D. Systematic Literature Review on the Spread of Health-related Misinformation on Social Media. Soc Sci Med. 2019 Nov;240:112552.
  2. Vosoughi S, Roy D, Aral S. The spread of true and false news online. Science. 2018 Mar 9;359(6380):1146-1151.
  3. Collis A, Garimella K, Moehring A, Rahimian MA, Babalola S, Gobat NH, Shattuck D, Stolow J, Aral S, Eckles D. Global survey on COVID-19 beliefs, behaviours and norms. Nat Hum Behav. 2022 Sep;6(9):1310-1317.

Yaşlı sağlığı ve hastalıkları konulu çevrimiçi bir eğitim…

Dünyada nüfusun yaşlanmasıyla birlikte yaşlı sağlığı ve hastalıkları konusunda eğitimlerin önemi artmaktadır. Sorunların küresel boyutları dikkate alındığında, uluslararası platformlarda düzenlenen eğitimler bakış açılarını zenginleştirmekte, bu alanda çalışan kişilerin deneyimlerini paylaşmalarına olanak sağlamaktadır.

Uluslararası Gerontoloji ve Geriatri Birliği (IAGG)-Geriatri Eğitimi Federasyonu (FGE) tarafından düzenlenen çevrimiçi eğitimleri yaşlı sağlığı ve hastalıkları konularında gelişmeye oldukça önemli bir katkı sağlamaktadır. Multidisipliner, interdisipliner bir yaklaşımla hazırlanan eğitimler yaşlı sağlığının farklı boyutlarında deneyim kazandırmaktadır. Bu eğitimlerin güncel olanlarından birisi 25 Mayıs 2023 tarihinde başlayacaktır. Eğitim, Avrupa, Afrika ve Orta Doğu bölgelerinde çalışan ve yaşlı sağlığı ve hastalıkları konularında çalışan profesyonellere yöneliktir. Programın ilk duyurusu ilan edilmiştir. Kursun çevrimiçi ve ücretsiz olarak yapılıyor olması oldukça önemli avantajlar arasında.

İlgilenenlerin sayfada duyurulduğu üzere başvuru yapmaları gerekmektedir.

Dilek Aslan, 16.4.2024

Kaynak

  1. https://iagg-fge.org/

Eğitim serisinin 2. etkinliği (22.6.2023)