Risk İletişimi, Toplum Katılımı ve İnfodemi Yönetimi (RCCE-IM) İçin YEDİNCİ ADIM: TOPLUM KATILIMI

(İçerik Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi tarafından “The Pocket RCCE-IM Plan Creator” adlı yönlendirme belgesinin yedinci bölümünden yararlanılarak hazırlanmıştır. Belgenin orijinal formatına aşağıda gösterilen kaynaktan erişilebilir)

Toplum katılımı

Topluluklar (toplum), her türlü müdahalenin merkezinde yer alır. Müdahale ve iyileştirme çabalarına katkıda bulunabilecek değerli bilgi ve kaynaklara sahiptirler. Başarılı bir toplum katılımı, toplumları müdahalelerin birlikte tasarımına dahil etmeye, yerel olanaklardan yararlanmaya ve çözümlere sahip çıkabilmeleri için onları güçlendirmeye dayanır.

Toplum katılımı düzeyleri

  1. Bilgilendirme (inform): Tek yönlü bir iletişimdir. Doğrulanmış bilgi ve öneri paylaşımı için kullanılır.
  2. Danışmanlık (consult): Toplumdan gelen geri bildirimlerin, alınacak önlemler ve müdahaleler doğrultusunda kullanılmasını sağlamak amacıyla geri bildirim mekanizmaları oluşturulmuştur.
  3. Dahil etme, katılım (involve): Topluluklar sürece dahil edilir ve onlara danışılır, katkıları yaklaşımın şekillenmesine yardımcı olur. Son karar kuruluşlara ya da liderlere aittir.
  4. İş birliği (collaboration): Topluluklar, müdahaleleri aktif olarak birlikte tasarlar ve uygular; kararlar, eylemler ve sonuçlar için sorumluluğu paylaşırlar.
  5. Güçlendirme (empower): Topluluklar, uzun vadeli sürdürülebilirliği destekleyen sistemlere, becerilere ve çözümlere sahip çıkarlar.

Toplumsal katılım düzeyinin seçimi, durum, amaç, gereksinim, kaynaklar, durumun aciliyeti gibi konularla ilişkilidir.

Örneğin:

Acil durumlarda ve zaman darlığı olduğunda: Hızlı yanıtlar için bilgilendirme ya da danışmanlık mekanizmaları kullanılabilir. İş birlikleri ve güçlendirme uzun süreli planlar için tercih edilebilir.

Toplumsal güven ve hazır olma durumu: Yeterli düzeyde güven yok ise ya da Güven düşükse ya da katılım yeni ise daha düşük düzeylerden başlamak ve zamanla düzeyi artırmak uygun olur.

Kaynaklar ve kapasite: Güçlendirme gibi daha yüksek seviyeler daha fazla zaman, destek ve altyapı gerektirir.

Konunun karmaşıklığı: Karmaşık sorunlar için iş birliği ya da güçlendirme yöntemlerinin kullanılması önerilmektedir. Bilgilendirme yöntemi ise daha basit, zaman kısıtlaması olan sorunlar için uygundur.

Sağlıkla ilgili acil durumlarda toplum katılımının adımları

Adım  Ne yapılacak?Nasıl yapılacak?
1. Haritalandırma
(community mapping)
Toplum bireylerinin ve paydaşlarının, toplumsal yapıların (structures) ve varlıklarının (assets), güvenilir bilgi kaynaklarının belirlenmesi
Yapılar toplum içindeki okul, sağlık merkezi gibi resmi ya da komşu, yerel düzeydeki toplum lideri gibi resmi olmayan organize sistemleri temsil eder. Varlıklar ise toplumda yaşam kalitesini artıran kaynaklardır (örneğin; sağlık çalışanları gibi yetkilendirilmiş bireyler, hastaneler gibi hizmet sağlayan kuruluşlar, eğitim kurumları gibi toplumsal düzeyde hizmet sunanlar).
Demografik veriler Gözlemler Mülakatlar Odak gruplar Sosyal medya grupları Çalıştaylar Büyük ölçekli görüşmeler
2. Dinleme
(community listening)
Toplumdan gelen geribildirimlerin, sezgilerin ve davranışların tespit edilmesi ve buna göre davranılması Bu süreçleri anlayan ve hizmet sunulan yerel kuruluşları temsil eden taraflarla iş birliği yapılmasıAnketler, odak grup çalışmaları, danışma/yardım hatları, sosyal medya ve toplum tabanlı toplantılar gibi geribildirim mekanizmaları
3. Birlikte geliştirme
(co-development)
Acil durum yönetimine aktif olarak katkı sunacak sağlık önerileri, rehberler, dirençlilik planları gibi çözümlerin toplumla beraber tasarlanmasıÇalışma grupları, görev grupları, toplum danışma kurulları
4. Birlikte sunum
(co-delivery)
Güvenilir kaynaklar aracılığı ile sağlık bilgisi sunabilmek için yerel kuruluş ve kişilerle birlikte çalışılmasıTemsil edilmeyen gruplar için bire bir kampanyalar, sağlıkla ilgili mesajların yaygınlaştırılması için radyo-sosyal medya mesajları, toplulukların bir arada olduğu etkinlikler
5. Toplumla etkileşim/topluma erişim
(community outreach)
RCCE-IM uygulamalarının sürekliliğini sağlayabilmek için yerel aktörleri güçlendirmekToplum liderlerinin eğitimi

Toplumu etkileyen, toplumda öne çıkan bireylerle çalışmak…

İngilizce kullanımda (influencer)

Bu kişiler sağlık koruma önlemlerinin toplum tarafından kabul edilmesine yardımcı olur. “Birincil” hedef kitlenin sağlıklarını korumaya motive etmede önemli bir rol oynayan “ikincil” bir hedef kitle görevini üstlenirler. Sağlık çalışanları, gençler, toplum liderleri, gazeteciler, sivil toplum kuruluşları, dini liderler çalışılabilecek gruplar arasındadır.

Kaynak

https://rise.articulate.com/share/9AmP9g5nHxNzBObewyBPztGXED42wk64#/lessons/gadxibx70qfYSiEkQi6QDdj2jIaw-JCW

Dr. Dilek Aslan, 6.6.2026.

Risk İletişimi, Toplum Katılımı ve İnfodemi Yönetimi (RCCE-IM) İçin ALTINCI ADIM: İLETİŞİM KANALLARINI SEÇMEK

(İçerik Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi tarafından “The Pocket RCCE-IM Plan Creator” adlı yönlendirme belgesinin altıncı bölümünden yararlanılarak hazırlanmıştır. Belgenin orijinal formatına aşağıda gösterilen kaynaktan erişilebilir)

Doğru iletişim kanallarını seçmenin temel stratejisi, öncelikle hedef kitlenin belirlenmesidir. İkinci adım, hedef kitle tarafından kullanılan iletişim kanallarının haritalanmasıdır. İçeriği her bir iletişim kanalına özel olarak uyarlayarak hangi kanalın kullanılacağına karar vermek son adımdır. Hedef kitleye ulaşabilmek ve kitlenin etkileşimini canlı tutabilmek için farklı iletişim kanalların kullanılması iyi sonuç verir.

Hedef kitleye nasıl ulaşılır?

  1. Hedef kitlenin belirlenmesi
  2. Kullanılan iletişim kanallarının haritalandırılması
  3. Hedef kitleye ulaşmak için en güvenilir iletişim kanallarının seçimi

İletişim kanalları nasıl seçilir?

  1. İletişim kanalını kullanım konusunda alışkanlıklar (hedef kitle açısından)
  2. İletişim kanalına kolay erişim
  3. İletişim kanalından aldıkları bilgiye güven duyma durumu

İletişim türü ve kapsam

Önemli iletişim kanalları

  1. Medya (koordinasyon ve iş birliği, medya için mesaj üretimi, hızlı ve sık bir şekilde iletişim, medya kanallarına erişim, etkinin değerlendirilmesi)
  2. Sosyal medya (hangi sosyal medyanın kullanılacağı ile ilgili araştırma, amaçların ve stratejilerin belirlenmesi, kapasite geliştirme, iş birliği, izleme)
  3. Web siteleri (amacın belirlenmesi, hedef kitle için sitenin tasarımı, etkili bir ana sayfa tasarımı, basit ve ilgi çekici bir içeriğe öncelik verilmesi, etkileyici ve eyleme davet eden çağrıların kullanılması, aranabilir ve paylaşılabilir bir içerik tasarımı, izleme amacıyla “google analytic” gibi araçların kullanılması, sitenin kullanıcıların tamamı için kullanıldığından emin olunması)
  4. Bilgi, eğitim ve iletişim materyalleri (materyallerin hedef kitleye uygun olarak düzenlenmesi)
  5. Yardım/danışma hatları (hotlines) (Halk sağlığı acil durumlarında doğrudan toplum katılımı için hayati bir araçtır. Hızlı ve erişilebilir sağlık önerileri sunarken, müdahale ekiplerinin toplumun endişelerini, yanlış anlamalarını ve algılarını anlamalarına yardımcı olur. Bu iki yönlü iletişimde güvenin sağlanmasına katkı sunar. Etkili, hızlı müdahale olanaklı hale gelir.

Kaynak

https://rise.articulate.com/share/9AmP9g5nHxNzBObewyBPztGXED42wk64#/lessons/XcXe1o5zHPqHjF1fL1Teiq3nE2t5sd5u

Dr. Dilek Aslan, 6.6.2026.

Risk İletişimi, Toplum Katılımı ve İnfodemi Yönetimi (RCCE-IM) İçin BEŞİNCİ ADIM: MESAJLARIN OLUŞTURULMASI VE DENENMESİ (TEST EDİLMESİ)

(İçerik Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi tarafından “The Pocket RCCE-IM Plan Creator” adlı yönlendirme belgesinin beşinci bölümünden yararlanılarak hazırlanmıştır. Belgenin orijinal formatına aşağıda gösterilen kaynaktan erişilebilir)

Temel mesajlar hedefleri, sonuçları ve amaçları destekler. Güçlü mesajlar erişilebilir, konuyla ilgili, anlaşılabilir özellikte olmalı ve zamanında verilmelidir. Mesajlar, toplumun sezgilerinin (insight) bütünlüğünü sağlar, sağlıkla ilgili doğru bilgi ve önerileri içerir, eylemlere davet eden özelliği vardır.

Mesaj geliştirme

Mesaj geliştirme risk iletişiminin ilk adımı değildir. Hedefler, sonuçlar, hedef kitle ve sezgiler net olmadan, sadece gerçekler üzerine kurulu mesajların etkili olmadığı bilinmektedir. Güçlü mesajların aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekmektedir:

  1. Amaç ve hedefleri desteklemeli
  2. Doğru hedef kitleye odaklanmalı
  3. Hedef kitlenin sezgilerini içermeli
  4. İstenilen eylemlere odaklanmalı
  5. Kanıtlarla desteklenmeli
  6. Örnekler gerçek yaşamdan seçilmeli

Mesajlarda hangi stratejiler kullanılmalıdır?

  1. Belirsizlikler dürüstçe dile getirilmelidir.
  2. Mesajın çerçevesinin belirlenmesi gerekir. Mesajın nasıl sunulacağı, olumlu ve olumsuzluklar (kazanç ve kayıplar) açısından nasıl ifade edileceği, mesajın çerçevesinin belirlenmesi gerekir. Bu sayede, bireylerin mesajı nasıl anlayacaklarını ve ona göre nasıl hareket edeceklerini şekillendirecektir.

Kazançların dile getirilmesi umut, vb. olumlu duyguları destekler, motivasyonu artırır. Örneğin; “Korunmanız ailenizle daha fazla vakit geçirmenizi sağlar”.

Kayıpların dile getirilmesi bireylerin kaybetmeye karşı geliştirdikleri isteksiz duyguları kullanır. Örneğin; “korunmadığınız takdirde yaşamınızdan yılları kaybedebilirsiniz.”

Kayıp odaklı mesajlar inkar ya da kaçınmayı tetikleyebilir. Bu nedenle dikkatle kullanılmalıdır. Kayıp odaklı mesaj kullanıldığında ise; sorunun çözümsüz sunulmaması gerekir. Örneğin; “Ebola sizi öldürür” cümlesi yerine “Ebola sizi öldürür, ancak sağlık kurumuna erken başvurmak hayatınızı kurtarabilir” cümlesi daha doğru bir kullanımdır.

3. Mesajın diline, stiline dikkat edilmesi gerekir. Bu amaçla aşağıdaki sorulara yanıt aranması gerekir:

-Mesajınız hedef kitlesinin değerleri ve endişeleriyle uyumlu mu?

-Hedef kitlesinin sağlık okuryazarlığı düzeyi nedir? Görseller anlamayı kolaylaştırır mı?

-Belirli bir dil/stil kullanıyorlar mı ya da tercih ediyorlar mı?

-Olumlu, otoriter ya da a mizah içerikli mesajlara daha mı duyarlılar?

-Mesajda yanlış yorumlanabilecek ya da rahatsızlığa yol açabilecek herhangi bir içerik var mı?

-Mesajı hedef kitlesi için ilgili tüm dillere çevrildi mi?

4. Mesajın zamanında üretilmesi gerekir.

5. Mesajların tutarlı olması gerekir.

Risk iletişimcileri, tüm kanallar ve araçlarda tutarlı olacak şekilde temel mesajlar tasarlarlar. Üretilen mesajlar birbirini ne kadar çok güçlendirirse, strateji o kadar etkili olur ve tüm paydaşların (yetkililer, sağlık çalışanları, etkileyiciler ve diğerleri) aynı temel mesajı iletmesini sağlar.

Mesaj tasarımı için bir model örneği vardır: S.U.C.C.E.S.(S)

Basit (Simple): Tek ve net bir eylem içerir, jargon kullanmaktan kaçınır.

Beklenmedik (Unexpected): Merakı, dikkati ve katılımı destekler.

Somut (Concrete): Belirli örnekler veya benzetmeler kullanır.

Güvenilir (Credible): Kanıtlara ve güvenilir kaynaklara dayanır.

Duygusal (Emotional): Empatiye hitap eder ve eyleme geçmeyi motive etmek için mesaj çerçevesini kullanır.

Hikaye Anlatımı (Storytelling): Bağlantı kurmak ve etkileşim sağlamak için ilişkilendirilebilir insan hikayeleri ve görseller paylaşır.

Profesyoneller genellikle açıklamalar ve yöntemlerle başlasa da, insanlar genellikle önce sonuçları duymayı tercih eder. Mesajın etkili bir şekilde tasarlanması için, ana noktayla başlamak uygun olur: sonuç, en önemli bilgi ya da eyleme çağrı. Daha sonra söylenenlerin kanıtlarla desteklenmesi önem taşır. Bu çerçeve, mesajınızın net ve hedeflerinizle uyumlu olmasını sağlar. Mesaj olu

Mesaj Yapısı ile İlgili Çerçeve (Message House Framework) yaklaşımının dört düzeyi vardır:

  1. Amaç (şemsiye/kapsayıcı önerme)
  2. Sonuç (hedef grubun yapması istenilen eylem)
  3. Temel mesajlar (hedef kitlenin harekete geçmesi için motive edici eylem çağrısı ve mesajlar)
  4. Kanıt (mesajları destekleyen gerçekler, istatistiki bilgiler ve verileri içeren bütün bilgiler)

Mesajların denenmesi (test edilmesi)

Mesajlar neden test edilmeli?

Risk iletişiminde, mesajların harekete geçmesi istenen kişilerde etki yaptığından emin olmak için mesajların denenmesi (test edilmesi) çok önemli bir adımdır. Mesajları üreten açısından önemli olan konular hedef kitle açısından önemli olmayabilir. Bu nedenle mesajlarıntest edilmesi mesajlarınızın ve materyallerin uygunluğunu artırmaya yardımcı olur.

Hızlı gelişen bir acil durumda bile, temel düzeyde yapılan denemeler, mesajların ne kadar iyi alındığı ve gerekirse nasıl bir düzenleme yapılacağı konularında kritik bilgiler sağlayabilir. Mesajların ve görsellerin birkaç farklı içeriğini test etmek ve hangisinin daha uygun olduğunu hedef kitleye sorarak belirlemek yaygın kullanılan bir uygulamadır.

Unutmayalım: zaman ve maliyet açısından bir mesajı yayınlamadan önce test etmek, sonradan revize etmekten daha verimlidir.

Mesajlarla ilgili meler test edilmeli?

Mesajlar netlik, konuyla ilgi, yaşam deneyimleri ile uyum, motivasyon, duygusal tepkiler açısından denenmelidir.

Netlik: Mesajlar açık ve anlaşılır mı? Ana noktayı ya da öneriyi kolayca kavratabiliyor mu?

Konuyla ilgi: Mesajlar mevcut durumla ilgili mi? Şu anki gereksinimlere ya da endişelere yönelik olarak uygun mu?

Uyum: Mesajlar hedef grubun yaşam deneyimleri ve inançlarıyla örtüşüyor mu? Kültürel olarak uygun mu?

Motivasyon: Mesajlar hedef grubu harekete geçmeye ya da önerilen adımları izlemeye yönelik motive edici mi? Mesajın hangi bölümü/bölümleri harekete geçmeyi teşvik etmiyor gibi görünüyor?

Duygusal tepki: İçerikteki bazı mesajlar ya da konular hedef grubu rahatsız ediyor mu? Korku, endişe gibi herhangi bir duyguyu tetikliyor mu?

Mesajlar nasıl test edilmeli?

Nitel ve nicel yöntemler, mesajların test edilmesi aşmasında kullanılır. Her iki yöntemin sonuçlarını bir arada değerlendirmek mesajların nasıl algılandığına dair anlamayı güçlendirir ve veriye dayalı sezgileri de kullanarak mesajların iyileşmesi sağlanabilir.

Nitel Yöntemler (Odak Grupları ve Derinlemesine Görüşmeler): Bu yöntemler, mesajlara verilen tepkilerin ardındaki duyguları, algıları ve motivasyonları anlamak gerektiğinde idealdir. Odak grupları, grup dinamikleri ve bireylerin mesajları nasıl tartıştığı ve bunlara nasıl tepki verdiği konusunda fikir verirken, derinlemesine görüşmeler daha ayrıntılı, kişisel yanıtlar alınmasına olanak tanır.

Nicel Yöntemler (Anketler): Bu yöntem, hedef kitlenin nasıl tepki verdiğine dair kalıpları belirlemek için geniş, genelleştirilebilir veriler toplamak için uygundur. Çevrimiçi anketler, özellikle hedef kitlenin internet erişimi varsa, daha geniş bir kitleyle mesajları test etmenin etkili bir yolu olabilir. Anket sonuçları mesaja olumlu tepki veren kişilerin yüzdesi, en çok tercih edilen mesaj vb. gibi istatistiksel veriler sağlar.

Mesajları test ederken; maliyeti ve kaynaklarını kontrol edebilmek amacıyla ipuçları:

-Kuruluşlarla ortaklık kurun: Katılımcı bulmak ve test süreci için ilgili gruplarla iş birliği yapmak önemlidir.

-Soruları basit hale getirmek yararlı olur. Soruların kısa, net olarak hazırlanması, daha kolay analiz için de kapalı uçlu ya da çoktan seçmeli sorular kullanmak uygun olur.

-5-5-5 rehberini kullanmak yararlıdır. Hedef kitlesinden beş kişiyle görüşmek, beş soru sormak ve anketi beş dakikadan daha kısa sürede uygulamak pratik bir yaklaşımdır. Bu adımlar; yüz yüze, telefonla, e-postayla ya da mesajlaşma yoluyla yapılabilir.

Kaynak

https://rise.articulate.com/share/9AmP9g5nHxNzBObewyBPztGXED42wk64#/lessons/8pE5x4iggcVb97L-aly_b2odrRguaQpD

Dr. Dilek Aslan, 6.6.2026.

Risk İletişimi, Toplum Katılımı ve İnfodemi Yönetimi (RCCE-IM) İçin DÖRDÜNCÜ ADIM: HEDEF KİTLENİN DİNLENMESİ VE GRUPLANDIRILMASI

(İçerik Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi tarafından “The Pocket RCCE-IM Plan Creator” adlı yönlendirme belgesinin dördüncü bölümünden yararlanılarak hazırlanmıştır. Belgenin orijinal formatına aşağıda gösterilen kaynaktan erişilebilir)

Hedef kitle kim?

Hedef kitle, harekete geçmeleri istenen topluluklardır. Alışkanlıkları, ihtiyaçları, değerleri ve risk algıları iyi anlaşılarak içerik uyarlanabilir. Bu sayede RCCE-IM yaklaşımı daha etkili olabilir.

Temel hedef kitlenin belirlenebilmesi için durumdan etkilenen ya da risk altındaki grupların listelenmesi yararlıdır. Amaçlarınıza ulaşmak ve acil durumun etkilerinin azaltılması ya da kontrol altına alınmasına katkı sunmak için önceliklendirmek uygun olur.

Sağlıkla ilgili önerilere uyumu desteklemek amacıyla hedef grubun güvenini kazanmak önemlidir. Hedef grubun gereksinimlerini, değerlerini ve risk algılarını anlamak gerekir.

Hedef kitlenin dinlenmesi için çevrimiçi ve/veya çevrimdışı (fiziksel ortamlar) olanaklar kullanılır.

Çevrimiçi dinlenme

Bu adımda kullanılabilecek ÜCRETSİZ bazı araçlar ve ayrıntıları aşağıda sunulmuştur.

-Google uyarıları (google aletrs): Anahtar sözcükler kullanılarak arama yapmak için uygundur. Hızlı uyarılar ve düşük bütçeli gereksinimler için en iyi seçenektir. Ücretsizdir.

-Google eğilimleri (google trends): Küresel düzeyde arama davranışlarının izlenmesini sağlar, zamansal ve coğrafi ölçekte aranan konuların karşılaştırmalarını yapmaya olanak sağlar. Toplumun ilgisi ve soruları ile ilgili eğilimi saptamak için en iyi seçenektir. Ücretsizdir.

-X/Twitter ileri analizleri (X/Twitter advanced search): Anahtar sözcükler, tarihler, dil ve hesaplar düzeyinde aramaya olanak sunar. Doğrudan kaynakların izlenmesi ve anlatıların takibi için en iyi seçenektir. Ücretsizdir.

Çevrimiçi olarak ÜCRETLİ araçlar da mevcuttur. Bu seçenekler sosyal dinlemeye ek olarak bazı analitik değerlendirmelere de olanak sunabilmektedir.

Acil bir durumun başlangıç aşamasında, çevrimiçi sosyal dinleme, acil eylemde bulunmak ve ilk mesajları şekillendirmek için hızla veri toplamaya yardımcı olur. Bu, daha derin ve niteliksel bilgiler edinmek için mümkün olan en kısa sürede çevrimdışı (offline) dinleme ile desteklenmelidir. Çevrimdışı dinleme; kısa ve orta vadeli RCCE-IM müdahalelerine bilgi sağlamak amacıyla odak grup görüşmeleri, kilit düzeydeki bilgi kaynaklarıyla yapılan görüşmeler gibi çevrimdışı yöntemler aracılığıyla toplulukların geri bildirimleri toplanır ve analiz edilir.

Başarılı bir dinleme için yapılabilecekler aşağıda sunulmuştur:

  1. Doğru sorunun sorulması. Bu konuda SMART algoritması kullanılabilir. Hatırlanacağı üzere SMART; spesifik, ölçülebilir, ulaşılabilir, konuyla ilgili ve zamana uyumlu anlamı taşıyan bir yaklaşımı benimsemektedir. Dolayısıyla sorulacak sorunun bu çerçeveyi taşıması gerekir. Örneğin; sorun akciğer enfeksiyonlarının artması ise doğru soru; “X bölgesinde son 6 ay içinde erişkinler arasında görülen akciğer enfeksiyonları ile ilgili anlatılar/öyküler (narratives) nelerdir?” olabilir.
  2. Veri kaynaklarının belirlenmesi. Bu amaçla iletişim kanalları, çevrimiçi ve fiziksel ortamlarda yapılacak araştırmalar, sağlık sisteminde var olan kayıtlar bu amaçla kullanılabilir.
  3. Kaynaklarda yer alan verilerin analiz edilmesi. Analiz edilecek verilerin ne olduğu, nasıl analiz edileceği ve neden analiz edileceği netleştirilmelidir.
  4. Rapor hazırlanması.
  5. Uygulanabilir önerilerin sunulması.
  6. Eylemlerin yaygınlaştırılması ve izlenmesi.

Toplulukların farklı özellikleri olabilir. Bu nedenle genele yönelik tek bir temel mesaj veya müdahale oluşturmak etkili olmayabilir. Bunun yerine eylemleri amaca ve hedeflere ulaşmayı kolaylaştıracak şekilde belirli grupları belirleyerek gerçekleştirmek daha pratik olabilir. Dolayısıyla, hedef grup alt segmentlere ayrılabilir. Bu kategorizasyon; birincil, ikinci ve üçüncül olarak üç düzeyde yapılabilir.

-Birincil hedef kitle: Risklerden en fazla etkilenen ve risklere karşı en savunmasız olan gruptur. Örneğin; Örneğin, COVID-19 sırasında yaşlı erişkinler, koruyucu önlemleriyle virüsün yayılmasını yavaşlatmaya doğrudan katkıda bulunan başlıca hedef kitle olarak kabul edilmiştir.

-İkincil hedef kitle: Hedef kitleyi harekete geçirebilecek kitledir. Toplum liderleri, hekimler bu grupta yer alır.

Üçüncül hedef kitle: Bu gruplar olaylardan doğrudan etkilenmeseler de gelişmelerle ilgilenmeyi sürdürmektedirler ve müdahale süreçlerini desteklemektedirler. Uluslararası düzeyde görev yapan medya çalışanları bu konuda örnek olarak düşünülebilir.

Aynı grup, rolleri nedeniyle; birincil, ikincil veya üçüncül hedef kitle olabilir. Örneğin, acil durumun meydana geldiği bölgedeki sağlık çalışanları, onları korumayı amaçlayan mesajlar için birincil hedef kitledir. Başkalarını koruyucu önlemler almaya yönlendirebilecekleri için ikincil hedef kitleyi de oluştururlar. Acil durumun meydana geldiği bölgenin yakınındaki bölgelerdeki sağlık çalışanları ise sürece dolaylı olarak dahil olmalarına rağmen müdahaleye destek verebilecekleri için üçüncül hedef kitleyi oluştururlar.

Hedef kitleler nasıl gruplandırılır?

Bu amaçla aşağıda yazılı olan kriterler kullanılabilir.

-Demografik özellikler: Hedef kitlenin yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, gelir düzeyi gibi sosyoekonomik veriler de dahil olmak üzere belirli özelliklere göre ayırır. Benzer özelliklere sahip alt gruplar belirlenip gruplandırılır.

-Psikografik incelemeler: Demografik verilerin ötesine geçerek, kitleleri faaliyetleri, ilgi alanları ve görüşleri temelinde inceler. Duygusal tepkiler, motivasyonlar, değerler ve doğuştan gelen tutumlar da dahil olmak üzere, davranışı yönlendiren bilişsel faktörleri anlamaya odaklanır.

-Kurgusal karakterler oluşturulması (creating personas): Persona; hedef kitlenin farklı gruplarını temsil eden kurgusal karakterlerdir. Her grubun ihtiyaçlarını, tercihlerini ve davranışlarını anlamak için veri ve araştırmalar kullanılarak oluşturulurlar. Örneğin; “Bayan ….” veya “Bay …” gibi isimler ve görseller verilerek temsili karakterlere insani özellikler kazandırılır ve hedef gruplar ile ilişkilendirilir.

Kurgusal karakterler RCCE-IM planında hedef kitlenin gereksinimlerinin karşılanmasına da olanak sağlar. Hedef kitlenin benzersiz özelliklerini ve sezgilerini (insight) vurgulayarak, odak noktasını onlara yönlendirirler. Onlara isim vererek ve onlarla ilgili görseller oluşturarak gerçekçi bir durum yaratılır. Bu da her grubun özel algı ve gereksinimleriyle daha derinden bir bağ kuran mesajlar oluşturmaya yardımcı olabilir.

Kaynak

https://rise.articulate.com/share/9AmP9g5nHxNzBObewyBPztGXED42wk64#/lessons/3x0PsQkDfHkNN2-AGNOLp23DBXiyafnO

Dr. Dilek Aslan, 6.6.2026.

Risk İletişimi, Toplum Katılımı ve İnfodemi Yönetimi (RCCE-IM) İçin ÜÇÜNCÜ ADIM: ORTAKLAR VE PAYDAŞLARLA KOORDİNASYON

(İçerik Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi tarafından “The Pocket RCCE-IM Plan Creator” adlı yönlendirme belgesinin üçüncü bölümünden yararlanılarak hazırlanmıştır. Belgenin orijinal formatına aşağıda gösterilen kaynaktan erişilebilir)

İş birliği içinde olunan ortaklar (partners); aktif olarak iş birliği yapan, sorumluluk ve hesap verebilirliği paylaşan birey ya da kuruluşlardır.

Acil durumlarda ortaklık (partnership) erişim, kaynakların paylaşımı ve müdahaleler açısından güçlü bir katkı sağlar. Özellikle kaynakların kısıtlı olduğu durumlarda ortaklık hayat kurtarıcı olabilir. Ortaklar; hükümet kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, bilimsel kurumlar, uluslararası kuruluşlar olabilir. Ortaklıklar için hedeflerde ortaklaşma, güven, rollerin net olması, iletişimin iki yönlü olması, iş birliğinin sürdürülebilir bir şekilde kurgulanması temel ögeler arasındadır. Ortaklıkların oluşması için başlıca yollar arasında komiteler oluşturmak, ortak stratejiler geliştirmek, rolleri ve sorumlulukları net bir şekilde tanımlamak, karar alma süreçlerini kolaylaştırmak, iletişim kanallarını kullanmak, kaynakları harekete geçirmek, vb. yer alır.


Paydaşlar (stakeholders), faaliyetlerden ve sonuçlardan etkilenen, bunlarla ilgilenen ya da bunları etkileyebilecek bireyler, gruplar veya kuruluşlardır.

Acil durumlarda olumlu davranışlar için paydaşların katılımı son derece önemlidir. Paydaşlar için örnekler aşağıda sıralanmıştır:

-Kamu sektörü (örneğin, farklı düzeylerde hükümet sektörü)

-Organizasyonel departmanlar (örneğin, kurum içinde diğer departmanlar)

-Önemli kişiler ya da gruplar (örneğin, sağlık çalışanları, toplum liderleri, öne çıkan kişiler)

Hizmet sunanlar (örneğin, sivil toplum kuruluşları, hastaneler)

Konu ile ilgili/ilgilenen taraflar (örneğin, bağış yapanlar, medya, akademi)

-Faaliyetlerden etkilenenler ya da faaliyetlere karşı çıkanlar (örneğin, özel sektör, aşı karşıtı gruplar)

Ortaklar, paydaşların bir alt grubu olabilir. Ancak bütün paydaşlar ortak değildir. Acil durumlarda doğru davranışların oluşabilmesi için paydaşların sürece katılımı son derece önemlidir. Bu eylem paydaşların ilgi alanları, etkileri, önemleri, konumları ve çabaları temelinde etkileşim kurulacak en uygun grupları veya bireyleri belirlemeye yardımcı olur. Haritalandırmanın “normal” koşullarda yapılabilmesi uygun olur. Bu amaçla aşağıda yazılı olan üç temel kategori oluşturulabilir:

-Potansiyel ortaklar: Aktif olarak iş birliği yapabilen ve kaynak ve uzman katkısında bulunabilenler

-Destekleyici paydaşlar: Doğrudan bir ortaklık içinde olunmayan, ancak önemli destek sunan gruplar.

-Karşıt paydaşlar: İlgi alanları ve hedeflerle çatışabilecek ve ilerlemeyi engelleyebilecek gruplar.

Bir acil durum ortaya çıktığında, müdahaleler açısından en uygun ortaklar ve paydaşlarla etkileşim içinde olunması gerekir. Dolayısıyla, karşıt paydaşları erkence belirlemek, olumsuz etkileri azaltmaya yardımcı olur.

Paydaşların “haritalandırılması” son derece önemli bir eylemdir. Haritalandırma için temel altı soruya yanıt bulmak gerekir:

-İlgi (interest): İlgilenilen sağlık krizi ve mevcut RCCE-IM aktiviteleri ile kimler ilgilenmektedir?

-Etkileme gücü (influence): Gruplar ya da kuruluşlar sonuç (impact) için sizin kapasitenizi nasıl etkilemektedir? Etkileme gücü; “kolaylaştırıcı” ya da “engelleyici” şeklinde olabilir. Örneğin; hedeflerle uyumlu bir sivil toplum örgütünün etkileme gücü “kolaylaştırıcı” yönde olabilirken “aşı karşıtı gruplar” engelleyici olabilir. Aynı paydaş hem kolaylaştırıcı, hem de engelleyici olabilir.

-Sonuç/etki (impact): Sizin aktivitelerinizden kimler etkilenmektedir? Bu soruya doğru yanıt verilebilmesi için çalışmalardan en fazla yarar sağlayacak ya da zarar görecek gruplar belirlenmelidir.

-Kritiklik (critically): Paydaşlarla iş birliği sizin açınızdan ne kadar önemlidir? İş birliği yaptığınızda ya da yapmadığınızda atfedeceğiniz önem nedir?

-Konum/durum (position): Paydaşların çalışmalara yönelik mevcut tutumu nedir? Paydaşların tepkileri “olumlu”, “tarafsız” ya da “olumsuz” olabilir. Bunların belirlenmesi önemlidir.

-Çaba (effort): Her bir paydaş ile etkileşim içinde olmak ne kadar zaman ve çaba gerektirecektir? Bu konuda derecelendirme yapılabilir (örneğin; 0 ile 100 arasında puanlama).

Haritalandırma yapabilmek için bazı adımların izlenmesi gerekir. Bu adımlar aşağıda listelenmiştir:

-Paydaşların saptanması

-Her bir paydaşın ilgi (interest), sonuç açısından etki (impact) ve etkileme gücü (influence) açısından derecelendirilmesi (örneğin; 1 ve 100 arasında bir puanlama kullanılarak)

-Aynı puanlama kullanılarak paydaşların çaba, pozisyon, kritik konum, vb. açısından değerlendirilmesi

-Haritalandırma sonrası analiz süreçleri

Haritalandırma ile ilgili bir örnek aşağıda sunulmuştur. Haritada, balonların renk ve büyüklüleri düzey farklılıklarını işaret etmektedir.


Hedef kitleler (audience), harekete geçmeleri ve sağlıklarını korumaları için etkileşim kurmayı amaçladığınız bireyler ve topluluklardır.

Kaynak:

https://rise.articulate.com/share/9AmP9g5nHxNzBObewyBPztGXED42wk64#/lessons/kmfgKbvygNqaWBrHj03y1ijnpgTA4IiZ

Dr. Dilek Aslan, 6.6.2026.

Risk İletişimi, Toplum Katılımı ve İnfodemi Yönetimi (RCCE-IM) İçin İKİNCİ ADIM: AMAÇLARI, SONUÇLARI, HEDEFLERİ, TEMEL BAŞARI (PERFORMANS) İNDİKATÖRLERİNİ BELİRLEMEK

(İçerik Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi tarafından “The Pocket RCCE-IM Plan Creator” adlı yönlendirme belgesinin ikinci bölümünden yararlanılarak hazırlanmıştır. Belgenin orijinal formatına aşağıda gösterilen kaynaktan erişilebilir)

Risk İletişimi, Toplum Katılımı ve İnfodemi Yönetimi (RCCE-IM) çalışmalarına rehberlik edecek kapsayıcı ve uzun vadeli amaçları (goals) belirlemek gerekir. Bu adım çalışılan konu hakkında neden eylem içinde olunması gerektiğin anlaşılmasına yardımcı olur.

RCCE-IM planlamasında; sonuçları (outcomes) tanımlamak, amaçların gerçekleşmesine katkı sunmak için hangi eylemlerde bulunulacağına işaret eder. Sonuçların tanımlanması amaçların tanımlanmasından sonra ve hedeflerin belirlenmesinden önce yapılmalıdır. Sonuçlar, hedef grup odaklıdır ve hedef grup için istenilen değişimi ve eylemleri tanımlar.

Sonuçları belirlemek için aşağıdaki sorulara yanıt aranması uygun olur:

  1. Ulaşılmak istenilen amaç nedir? (Geniş bir amaç tanımlanır. Örneğin; COVID-19 nedenli ölümlerin azalması gibi)
  2. Hedef grubunuz kimdir? (Amacınıza uygun hedef grup belirlenebilir; örneğin yaşlı erişkinler gibi)
  3. Hedef grubun hangi eylemleri yapması istenmektedir? (Spesifik bir eylem belirlenmelidir. Örneğin; yaşlı erişkinlerin aşılanması gibi)

Hedeflerin (objectives) belirlenmesi de son derece önemlidir. Hdefler, sonuca ulaşmak ve amaca katkı sunmak için atılması gereken adımları/eylemleri tanımlar. Konu RCCE-IM açısından incelendiğinde aşağıdaki hedefler uygun olur:

  1. Farkındalık kazanımı ile ilgili hedefler
  2. Tutum geliştirici hedefler
  3. Davranışa ilişkin hedefler

Hedeflerin spesifik, ölçülebilir, ulaşılabilir, uyumlu/ilgili ve zamana uygun şekilde planlanması gerekir. Bu konuda pratik bir yaklaşım SMART algoritmasıdır. Örnekler aşağıda yer almaktadır:

Spesifik (Spesific): Hedefin neye ulaşmak istediği net bir şekilde belirlenmelidir (örneğin; yaşlı erişkinler arasında COVID-19 aşılama yüzdesinin artırılması).

Ölçülebilir (Measurable): Hedefin sonut olarak ne kadar değişeceğine ilişkin bir belirleme yapılabilir (örneğin; COVID-19 aşılama yüzdesinin %15 artırılması).

Ulaşılabilir (Achievable): Hedefin mevcut kaynaklar dikkate alındığında gerçekçi olması gerekir (örneğin; yaşlı erişkinler arasında COVID-19 aşılama yüzdesinin toplum katılımı sağlanarak %20 artırılması).

Uyumlu/ilgili (Relevant): Hedefin amaç ve önceliklerle uyumlu olması gerekmektedir (örneğin; yaşlı erişkinler arasında COVID-19 aşılaması hastalık nedeniyle meydana gelen ciddi komplikasyonları azaltmak için önemlidir).

Zamana uygunluk (Timebound): Hedefin zamanlamasının da rasyonel bir şekilde yapılması gerekmektedir (örneğin; yaşlı erişkinler arasında COVID-19 aşılama yüzdesinin altı ay içinde %20 artmasını sağlamak).

RCCE-IM çalışmalarını kolaylaştırmak için temel başarı (performans) indikatörlerinin belirlenmesi gerekir (key performance indicators). Temel performans indikaörleri hedeflere yönelik ölçülebilir değerledir ve farkındalık, tutum ve davranışlardaki değişimi değerlendirmeye yardımcı olur. Niceliksel ve/veya niteliksel olabilir. Örnekler aşağıdadır:

Niceliksel (sayısal) indikatörler: Örneğin; erişim, etkileşim, farkındalık değişimi, eylemlerdeki değişim yüzdeleri, vb.

Niteliksel (kalitatif) indikatörler: Örneğin; tutum, toplumda duyulan güven, toplumun onayı, memnuniyeti

Dr. Dilek Aslan, 4.6.2026

Kaynak

https://rise.articulate.com/share/9AmP9g5nHxNzBObewyBPztGXED42wk64#/lessons/PDUw-kVr8u6pUMpELKmQIgrINy9ZCb8_

Dünya Bağışıklama Haftası: Aşılar Her Nesilde İşe Yarar.

Dünya Bağışıklama Haftası her yıl nisan ayının son haftasında kutlanmaktadır.

Bu yıl, Dünya Bağışıklama Haftası 24-30 Nisan 2026 tarihleri arasındadır.

Bağışıklama Temel Sağlık Hizmetleri için bir anahtardır.

Bağışıklamanın sağlanması için aşılar halk sağlığının korunması için en güçlü araçlar arasındadır.

Son 50 yılda aşılar 150 milyondan fazla hayat kurtarmıştır. Aşılar sayesinde 1974 yılından bu yana 150 milyon hayat kurtarıldığı, 30 hayati tehlike yaratan hastalık ve enfeksiyonun önlendiği belirtilmektedir. Aşılar sayesinde her yıl difteri, tetanoz, boğmaca, grip ve kızamık gibi hastalıklardan kaynaklanan 3,5-5 milyon ölüm önlenmektedir. Sıtma, HPV, kolera, dang humması, menenjit, RSV, Ebola ve mpox’a karşı geliştirilen yeni aşılar da önemli kazanımlar sağlamaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sadece 2024 yılında 20 milyon çocuğun en az 1 doz aşı olmayı kaçırdığına dikkat çekmektedir.

Bu yıl (2026), Dünya Bağışıklama Haftası süresince DSÖ “Aşılar her nesilde işe yarar” temasını öne çıkarmıştır. Bu vesileyle aşıların nesiller boyunca insanları, aileleri ve toplumları güvenli bir şekilde koruduğu ve geleceğin bu sayede güvence altına alacağı hatırlatılmaktadır.

Bireylerin, ailelerin kendilerini, çocuklarını ve gelecek nesilleri koruyacak bilinçli bir şekilde doğru kararlar almaları toplumda güven oluşturarak, her zaman doğru bilgileri paylaşarak sağlanabilir.

Dr. Dilek Aslan, 23.4.2026

Kaynaklar

  1. WHO, World Immunization Week https://www.who.int/campaigns/world-immunization-week
  2. WHO, https://www.who.int/campaigns/world-immunization-week/2026
  3. WHO, Vaccines and immunization https://www.who.int/health-topics/vaccines-and-immunization#tab=tab_1

Sıcak havalar ve gebelik

Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi tarafından 9 Ağustos 2024 tarihinde gebelik döneminde sıcak havalardan etkilenme konusunda önemli bilgiler paylaşılmıştır. Bu bilgileri genel sağlık yaklaşımı perspektifinde özetleyen kısa notlar aşağıda yer almaktadır:

  1. Anne karnında bebek sıcağı doğrudan hissetmez, ancak gebelerin vücudundaki değişikliklere tepki verir. Bu nedenle gebelerin sıcak havalarda serin yerlerde vakit geçirmeleri, günde 2-3 litre sıvı almaları, çalışma ve seyahat sürelerini düzenlemeleri önerilmektedir.
  2. Sıcak havalar anne karnında bebeklerin daha az hareket etmesine neden olup olmadığı merak konusudur. Böyle bir durum hissedildiğinde hekimlere, sağlık kuruluşlarına danışmak ve başvurmak yerinde olur. Bebeğin az hareket ettiğini hissetmek danışmayı gerektirir.
  3. Sıcak havalarda serinlemek için denizden, havuzdan yararlanılabilir. Ancak güneşin zararlı etkilerinden korunmak için güneş kremi, güneş gözlüğü, şapka, vb. koruyucuları kullanmak gerekir. Kullanılan su kaynağının da temizliğinden emin olmak gerekir.
  4. Sıcaklar nedeniyle aktif bir yaşam sürememenin risk teşkil edip etmediği de merak konusudur. Fizik aktivite yapmak her birey için yararlıdır. Gebeler fizik aktivite yapmak için sıcaklığın daha düşük olduğu saatlerin seçmelidirler. Yürüyüş tercih edilebilir. Esneme egzersizleri gibi gebeler için önerilen hareketler tercih edilebilir. Fiziksel aktivite dolaşımı hızlandırmaya, kişinin enerjisini olumlu yönde etkilemeye yardımcı olur. Vücutta su kaybının önlenmesi için yeterli sıvı almak, su içmek unutulmamalıdır. Fizik aktivite yapmaya engel bir durumun olmamasından emin olunması genel bir yaklaşımdır. Bu ve benzeri konular için gebeliğin ilk ilk anından itibaren düzenli sağlık kontrollerinin aksatılmaması en temel yaklaşımdır.

Sonuç olarak, sıcak havaların genel toplumu etkilemesinin yanı sıra hassas bir dönem olan gebeliğe özel etkileri vardır. Bu bilinçle hareket etme konusunda sağlık çalışanlarının yeterli bilgiyi gebelere sunması uygun olur. Bireyler de bu önerilerle uyumlu yaşam sürmelidirler.

Dilek Aslan, 26.8.2024

Kaynak: WHO, How does hot weather affect pregnancy? https://www.who.int/europe/news-room/questions-and-answers/item/how-does-hot-weather-affect-pregnancy Erişim:26.8.2024.

Mpox hastalığı ile ilgili sorular ve yanıtları…

Mpox nasıl bir hastalıktır?

Mpox, orthopoxvirus cinsinin bir türü olan “monkeypox” virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. Virüs bir DNA virüsüdür. Hastalığın “maymun çiçeği (monkeypox)” olarak bilinen adı Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi ile mpox hastalığı olarak değiştirilmiştir. Bu değişikliğin en önemli gerekçesi önceki isme yönelik olarak gelişen damgalayıcı ve ayrımcı yaklaşımlar olmuştur. Hastalığın güncel ve kullanılması önerilen ismi mpox hastalığıdır.

Mpox hastalığı, Türkçe dilinde “M çiçeği hastalığı” olarak da kullanılmaktadır.

Mpox hastalığına virüsün iki farklı tipi neden olmaktadır (Orta Afrika alt tipi Clade I ve Batı Afrika alt tipi Clade II). Orta Afrika’da endemik olarak görülen “Clade I” daha ciddi hastalıklara ve ölümlere neden olur. Bazı salgınlarda hastalananların %10’u hayatını kaybetmiştir, ancak son salgınlarda ölüm hızları aha düşüktür. Batı Afrika’da endemik olan “Clade II”, 2022 yılında başlayan küresel salgına neden olan türdür. “Clade II” nedeniyle oluşan mpox enfeksiyonları daha az şiddetlidir.

Mpox yeni bir hastalık mıdır?

Hayır, hastalık yeni değildir. Hastalığa neden olan virüs, 1958 yılında Danimarka’da araştırma için tutulan maymunlarda keşfedilmiştir. İnsanda görülen ilk vaka 1970 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden bildirilmiştir.

Mpox hastalığı salgınlar yapar mı?

Evet, mpox hastalığı ilk kez Temmuz 2022’de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından birden fazla ülkede görülen salgın olarak ilan edilmiştir. Mpox hastalığı salgını nedeniyle rapor edilen on binlerce hasta ve 200’e yakın ölüm olmuştur. Mayıs 2024 döneminde DSÖ tarafından yayınlanan bir raporda hastalığın DSÖ’nün bütün bölgelerinde görülmeye devam ettiği belirtilmektedir. Hastalık Orta, Doğu ve Batı Afrika’da endemik olarak görülmektedir. Hastalık, DSÖ tarafından 14 Ağustos 2024 tarihinde uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu olarak ilan edilmiştir.

Mpox hastalığı bulaşıcı mıdır?

Evet, hastalık bulaşıcıdır. Mpox hastalığı insandan insana fiziksel temas yoluyla, kontamine materyaller aracılığıyla ya da enfekte hayvanlardan insanlara bulaşabilir. Cinsel temasla geçiş ve anneden bebeğe geçiş de bulaşma yolları arasındadır.

Hastalığın kuluçka süresinin 5-21 gün arasında değiştiği belirtilmektedir. Hastalığın febril (ateşli) evresi 1-3 gün sürer. Bu evrede genellikle ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ve sırt ağrısı, lenfadenopati (lenf düğümlerinin şişmesi) vardır. Bu evrenin ardından döküntüler görülür. Döküntü, bir süre sonra içi sıvı dolu bir kabarcığa dönüşür. Döküntü iyileştikçe lezyonlar kurur, kabuklanır, daha sonra da dökülür. Lezyonlar vücudun farklı bölgelerinde görülebilir. Semptomların genellikle 2-4 hafta içinde bitmesi beklenir, ancak bağışıklık sistemi zayıf olanlarda bu süre uzayabilir. Belgelenmiş vakalar arasında ölenlerin yüzdesi 0- 11 arasında değişmektedir. Ölüm riskinin küçük çocuklar arasında daha yüksek olduğu belirtilmektedir.

Vücuttaki bütün lezyonlar iyileşene kadar hastalığın bulaşıcı olduğu kabul edilir. Bu süre genellikle 2-4 hafta sürer.

Hangi durumlarda risk oluşur?

Mpox hastalığını geçiren birisiyle cilt, ağız, yüz teması gibi yakın temas içinde olmak risk altındadır. Hastalığı olan birinin dokunduğu giysi, havlu, çarşaf, elektronik cihaz, vb. yüzeylerle teması etmek risk yaratmaktadır.

Gebelik döneminde Mpox hastalığına yakalanmak fetüs veya yeni doğan bebek için tehlikeli olabilir ve düşük, ölü doğum, yeni doğan ölümü gibi olumsuzluklara ve anne için istenmeyen durumlara yol açabilir. Gebelik döneminde hasta birisi ile yakın temasta olmaktan kaçınmak gerekir. Hasta bir birey ile yakın temasta bulunan herkes, kim olduklarına bakılmaksızın Mpox hastalığına yakalanabilir. Eğer Mpox hastalığı olan birisiyle yakın temasta iseniz ya da hastalığın belirtilerini gösteriyorsanız mutlaka sağlık profesyonelleri ile en hızlı şekilde iletişime geçiniz.

Hastalığın tanısı nasıl konulur?

Mpox hastalığının tanısı laboratuvar koşullarında, PCR testi ile konulur. Örnekler doğrudan döküntüden alınır.

Hastalık nasıl yönetilmelidir?

Dünya Sağlık Örgütü hastalığın tedavisinde amacın döküntüleri, ağrıyı yönetmek ve komplikasyonları önlemek olduğunu belirtmektedir.

Hastalıktan korunmak için mpox hastalığı geçiren biriyle temastan kaçınmak gerekir. Dünya Sağlık Örgütü, aşağıdaki önlemlerin alınmasını önermektedir:

a-Tanıdığınız bir kişiye mpox hastalığı teşhisi konmuşsa ya da hastalıktan şüpheleniliyorsa, bu kişiyle temastan kaçının.
b-Belirtileri iyi bilerek kendinizi düzenli olarak kontrol edin.
c-Belirtileriniz varsa, sağlık kuruluşuna başvurun, tanı testi yaptırmak için beklerken kendi kendinizi izole edin.
d-Bulaşıcı hastalığı olan birinden virüs bulaşmış olabilecek ortamları temizleyin ve dezenfekte edin.
e-Mpox hastalığı hakkında bilgi sahibi olun.
f-Yakın temasta bulunduğunuz kişilerle sizde ya da onlarda olabilecek belirtiler hakkında açıkça ve yargılayıcı yaklaşımdan uzak duran tarzda konuşmalar yapın.

Mpox hastaları ile karşılaşma durumlarında sağlık çalışanları hijyen kurallarına uymalı, ellerini sık sık yıkamalı, gözleri için koruyucu gözlük kullanmalı, önlük giymeli, eldiven ve maske takmalıdır.

Aşılama, hastalığa maruz kalma riski altındaki sağlık çalışanlarının da içinde olduğu risk altındaki kişiler için önerilmektedir. Kitlesel aşılama Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü, 9 Ağustos 2024 tarihinde mpox hastalığı aşısı üreticilerine Acil Kullanım Listesi (EUL) için “İlgi Beyanı” sunmaları için bir davet yayınlamıştır. Hastalığa karşı aşı olunsa bile kişilerin koruyucu önlemlere dikkat etmeleri önerilmektedir.

Çiçek hastalığı (smallpox) eradike edilmeden önce çiçek aşısı olan kişilerde mpox hastalığına karşı korunma olup olmadığı merak edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, geçmişte çiçek hastalığına karşı aşılanmış olmanın mpox hastalığını önlemede %85 düzeyinde etkili olabileceğini ifade etmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar mpox hastalığı olan kişiler arasında çocukluk dönemlerinde çiçek aşısı olanların da varlığına dikkat çekmektedir. Aşılama/bağışıklama ile ilgili şimdiye kadar yapılan bilimsel çalışmaların bundan sonra yapılacak çalışmalar açısından yol gösterici olacağı muhakkaktır.

Bu noktada Çiçek hastalığı ile kısa bir bilgiye ihtiyaç vardır. Çiçek hastalığı, orthopoxvirus ailesinden “variola” virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. Tarihsel süreçte yıkıcı etkileri olan Çiçek Hastalığının Dünya’da olmadığının ilanı 1980 yılında DSÖ tarafından yapılmıştır. Çiçek hastalığının 1980 yılından bu yana Dünya’da görülmemesi bir halk sağlığı başarısı olarak kabul edilmektedir. Küresel düzeyde aşılamanın büyük rol oynadığı güçlü mücadele bu başarının en önemli gerekçesidir.

Mpox hastalığı konusunda infodemi mevcuttur. İnfodemi ayrımcı söylemlere ve damgalamaya neden olmaktadır. Damgalama kişilerin sağlık hizmeti almalarını geciktirmekte, engellemektedir. İnfodemi yönetimi mpox hastalığının yönetiminin bir parçası olmalı ve süreç bilimsel zeminde toplum katılımı sağlanarak sürdürülmelidir.

Bu yazının ilk kez yazıldığı 16.8.2024 tarihi itibarıyla, DSÖ hastalıkla ilgili küresel önlemler alınmasının gereğini belirtmektedir. Gelişmeler uluslararası alanda yapılanları ve yapılacakları yönlendirmektedir.

Dr. Dilek Aslan (Halk Sağlığı Uzmanı)

(Yazı ilk kez 16.8.2024 tarihinde yazılmış ve içerik en son 22.9.2024 tarihinde güncellenmiştir; mpox hastalığıyla ilgili gelişmeler düzenli olarak orijinal içeriğe yansıtılmaktadır).

Kaynaklar

  1. WHO, Mpox https://www.who.int/health-topics/monkeypox#tab=tab_1 Erişim:16.8.2024.
  2. WHO, Mpox https://www.who.int/health-topics/monkeypox#tab=tab_2 Erişim:24.8.2024.
  3. T.C. Sağlık Bakanlığı, m çiçeği https://erisilebilir.saglik.gov.tr/TR-105523/m-cicegi-mpox-hastaligina-iliskin-aciklama.html Erişim:16.8.2024.
  4. WHO, https://www.who.int/docs/default-source/coronaviruse/situation-reports/20240531_mpox_external-sitrep_33.pdf?sfvrsn=74858ef7_3&download=true Erişim:16.8.2024.
  5. WHO, https://www.who.int/news-room/speeches/item/who-director-general-s-opening-remarks-at-the-ihr-emergency-committee-meeting-regarding-the-upsurge-of-mpox-2024—14-august-2024 Erişim:16.8.2024.
  6. WHO, WHO invites mpox vaccine manufacturers to submit dossiers for emergency evaluation https://www.who.int/news/item/09-08-2024-who-invites-mpox-vaccine-manufacturers-to-submit-dossiers-for-emergency-evaluations Erişim:16.8.2024.
  7. WHO, https://cdn.who.int/media/images/default-source/health-topics/infection-prevention-and-control/poster-putting-on-equipment-ppe-for-mpox.jpg?sfvrsn=b2538c84_17 Erişim:22.8.2024.
  8. CDC, mpox https://www.cdc.gov/poxvirus/mpox/outbreak/2023-drc.html Erişim:22.8.2024.
  9. CDC, https://www.cdc.gov/poxvirus/mpox/clinicians/infection-control-home.html Erişim:22.8.2024.
  10. WHO Africa, Mpox https://www.afro.who.int/health-topics/mpox-monkeypox Erişim: 22.8.2024.
  11. Uptodate, Epidemiology, clinical manifestations, and diagnosis of mpox https://www.uptodate.com/contents/epidemiology-clinical-manifestations-and-diagnosis-of-mpox-monkeypox?search=mpox&source=search_result&selectedTitle=1%7E51&usage_type=default&display_rank=1 Erişim: 22.8.2024.
  12. WHO, Smallpox https://www.who.int/health-topics/smallpox#tab=tab_1 Erişim: 23.8.2024.
  13. CDC, About mpox https://www.cdc.gov/poxvirus/mpox/about/index.html Erişim: 25.8.2024.
  14. Ennab F, Nawaz FA, Narain K, et al. Monkeypox Outbreaks in 2022: Battling Another “Pandemic” of Misinformation. Int J Public Health. 2022 Jul 14;67:1605149. doi: 10.3389/ijph.2022.1605149.
  15. WHO, Mpox https://www.who.int/news-room/questions-and-answers/item/mpox Erişim: 22.9.2024.