Risk iletişimi (risk communication), herhangi bir salgında ve sağlıkla ilgili acil olaylarda (krizlerde) temel bir halk sağlığı müdahalesidir. Amacı, risk altındaki kişilerin karşı karşıya kaldıkları bir tehdidin/tehlikenin etkilerini azaltmaya yönelik olarak bilinçli bir şekilde karar verebilmelerini ve koruyucu önlemleri alabilmelerini sağlamaktır.
Risk iletişimi, uzmanlar (profesyoneller), yetkililer ve sağlık riski (tehlikesi) ile karşı karşıya kalan kişiler arasında gerçek zamanlı bilgi, öneri ve görüş alışverişini ifade eder (1).
Risk iletişiminin beş temel prensibi vardır (Şekil 1):
Şekil 1. Risk iletişiminin prensipleri
Risk iletişiminin başarısı için rehber niteliğindeki ilkeler (2):
Güven sağlayın ve sürdürün.
Belirsizlik anlarında bile iletişimi sürdürün.
Bütün bileşenlerle koordinasyon içinde olun.
Bütün iletişim süreçlerinde şeffaf ve hızlı olun.
İletişimin başlangıcı risklerin çerçevesini çizer ve kaygıların neler olduğunu ortaya koyar.
Bilinenler ve bilinmeyenler konusunda şeffaflık gerekmektedir.
Toplum ile iletişim süreçlerinde proaktif olun.
Bu adım, söylentileri ve mezenformasyonu önler.
Etkilenen bireyleri/toplumu sürece dahil edin.
Mutlak bir gerekliliktir.
Risk iletişiminin bütün bileşenleri/yaklaşımları arasında entegrasyon sağlayın.
Medya, sosyal medya, sağlıkla ilgili taraflar, toplum, vb bir araya getirilmelidir.
Ulusal kapasiteyi güçlendirin.
Risk iletişimi, risk yönetiminin her aşamasında akılda tutulmalıdır. Risk iletişiminin kriz anlarında da uygulanması beklenir (kriz iletişimi). Kriz anlarında dikkat edilmesi gereken konular aşağıda yer almaktadır (3):
Yanıt vermekte geç kalmayın.
Proaktif mesaj ve uygulamaları sürdürün.
Kriz anında iletişimi kurmak için gereken hazırlıkların tam olarak yapılmasını sağlayın.
Geleneksel kitle iletişim araçlarının (meydanın) gerekesinim ve beklentilerini dikkate alın.
Bütün dış bileşenlerle (paydaş) iletişimi sürdürün.
Sağlık sistemi içinde iletişimi sürdürün.
Kaosa izin vermeyin (bilgi bolluğu, infodemi, vb kaynaklı kaos).
Hedef kitlenin farklılıklarını dikkate alın.
Krizin öngörülemeyen yönlerini ortadan kaldırmada ya da en azından kontrolsüz oluşan etkilerini önlemede çok önemli olan kriz iletişimi ile ilgili olarak; olası proaktif eylemlerin ayrıntılarının planlanmasını sağlayın.
Nefret söylemi*, kişi ya da gruplara yöneltilen, onları değersizleştirerek istenmeyen çeşitli durumlara maruz kalmalarına neden olan söylemler olarak bilinmektedir. Toplumda kırılgan gruplar daha fazla risk altındadırlar (1).
Nefret söylemi ile karşılaşan kişilerin ötekileştirme, damgalama, etiketleme, ayrımcılık, ön yargı ve kalıp yargılarla karşılaşma riskleri vardır (2). Nefret söylemi; ruhsal, duygusal ve fiziksel sağlık açısından risk oluşturur. Şiddetin artmasına neden olur (3).
Nefret söyleminin son zamanlarda arttığına dair veriler mevcuttur (4). Sorunun uluslararası boyutları da vardır (5). Sosyal medya, nefret söylemlerinin yayılmasını kolaylaştırmaktadır (6).
Birleşmiş Milletler (UN) nefret söylemlerinin önlenmesi için 2019 yılında bir stratejik eylem planı oluşturmuştur. Bu planda aşağıdaki taahhütler yer almıştır (7):
Nefret söylemlerini izlemek ve analiz etmek
Söylemlerin nedenlerini, belirleyicilerini ve aktörlerini tespit etmek
Nefret söylemlerinin mağdurlarını desteklemek
İlgili tarafları bir araya getirmek
Yeni ve geleneksel medya ile iş birliği yapmak
Teknolojiyi kullanmak
Nefret söylemini belirlemek ve karşı koymak için eğitim olanaklarını kullanmak
Barışçıl, kapsayıcı toplumları desteklemek, teşvik etmek
Savunuculuk yapmak
Rehberler hazırlamak
İş birlikleri kurmak
Birleşmiş Milletler personelini eğitmek
Taraf ülkeleri desteklemek
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, nefret söyleminden herkesin zarar gördüğünü, bu nedenle mücadele herkesin görevi olduğuna dikkat çekmektedir (8).
Birleşmiş Milletler tarafından 18 Haziran “Uluslararası Nefret Söylemiyle Mücadele Günü” olarak kabul edilmiştir (3).
*Hate speech karşılığı olarak kullanılmıştır.
Dilek Aslan, 26.2.2023
Kaynaklar
MacAvaney S, Yao HR, Yang E, Russell K, Goharian N, Frieder O. Hate speech detection: Challenges and solutions. PLoS One. 2019 Aug 20;14(8):e0221152.
Bahçecioğlu EH. Sosyal Medyada Kovid-19 Salgını Sürecinde Sağlık Çalışanlarına Yönelik Önce Destek Sonra Nefret Söylemi. TRT Akademi 2022;7(15):498-531.
Stechemesser A, Levermann A, Wenz L. Temperature impacts on hate speech online: evidence from 4 billion geolocated tweets from the USA. Lancet Planet Health. 2022 Sep;6(9):e714-e725.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ruh sağlığının korunmasının önemini sıkça ifade eder. Acil durumlarda ruh sağlığının korunmasının bir başka önemi var elbette. Bazı tespitler aşağıda (1):
Duruma ilişkin
Geçen 10 yılda kriz durumlarını yaşayan her beş kişiden yaklaşık birisinin (%22) depresyon, kaygı, travma sonrası stres bozukluğu, bipolar bozukluklar ya da şizofreni gibi ruh sağlığı sorunu yaşamaktadır. Depresyonun kadınlar arasında erkeklere göre daha sık görüldüğü ifade edilmektedir.
Ciddi düzeyde ruh sağlığı sorunu olan kişiler krizlerde, acil durumlarda daha kırılgandırlar ve ruh sağlığı ve diğer temel sağlık hizmetlerine daha fazla gereksinim duymaktadırlar.
Uluslararası rehberler ruh sağlığı hizmetlerinin en kısa sürede krizlerde sağlık hizmet sunumunun bir parçası yapılmasını önermektedir.
Ruh sağlığı hizmetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması gerekmektedir.
Sorunların sosyal boyutu da vardır. Örneğin, yakınların kaybı, sosyal ilişkilerin bozulması, güven duygusunda gerileme, insani krizlere yanıt sürecinde mahremiyetin sağlanamaması gibi durumlar mevcut sorunları olumsuz etkileyebilir.
Ruh sağlığı sorunu yaşayan kişiler insani kriz durumlarında gıdaya ve diğer temel hizmetlere erişimle ilgili yüksek düzeyde kaygı yaşayabilmektedirler.
Ne yapmalı?
Sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.
Ruh sağlığına yönelik temel destekler sunulmalıdır.
Klinik düzeyde ruh sağlığı hizmetleri sağlanmalıdır.
Ruh sağlığını iyileştirici müdahaleler sağlık profesyonelleri tarafından verilebilmelidir.
Ruh sağlığı sorunu olan kişilerin hakları özel olarak dikkate alınmalı ve korunmalıdır. Bu grubun kırılgan bir grup olduğu akılda tutulmalıdır.
Ruh sağlığı hizmetlerinin sağlık hizmetleri içinde entegrasyonu sağlanmalı ve sürdürülmelidir.
Ülkemizde depremler nedeniyle ruh sağlığı sorunları öncelikli sorunlar arasındadır (2). Dolayısıyla, sorunlarına ivedi bir şekilde ve özel olarak önem vermeliyiz.
Başarabiliriz.
Her zaman söylediğimi ve yazdığımı yeniden paylaşıyorum:
Ülkemizin mevcut nitelikli kapasitesini akılcı kullanarak, dayanışma içinde, sistem temelli, sürekliliği sağlayarak…
(Sağlık çalışanlarına yönelik olarak hazırlanmıştır.)
Gıda okuryazarlığı (food literacy) ve beslenme okuryazarlığı (nutrition literacy) sağlığın geliştirilmesi için gereklidir (1). İki kavram arasında benzerliklerin yanı sıra, bazı farklılıkları olduğu ifade edilmektedir (1). Kavramların doğru kullanılması doğru davranışların geliştirilmesi için önemlidir. Bu yazıda kavramların tanımı ve birbirleri ile ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır.
Beslenme okuryazarlığı, bireylerin bilişsel (kognitif) kapasitelerine odaklanır, beslenme ile ilgili bilgileri anlama ve kullanmayı işaret eder. Gıda okuryazarlığı ile ilgili tanımlamalar, kavramın temel bilgilere ulaşma, işleme ve anlamanın yanı sıra bu bilgileri kullanma (hayata geçirme) ile ilişkili olduğuna işaret etmektedirler. Bir başka ifadeyle, gıda okuryazarlığı, kişinin çevresel, sosyal, ekonomik, politik bileşenleri dikkate alarak kişisel sağlığının ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin gerçekleştirilmesini desteklemek için karar alabilme kapasitesi/yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Gıda okuryazarlığının değerlendirilebilmesi için; bilgiyi okuma, anlama, değerlendirme; gıda ve beslenme konularında bilgi toplama ve bilgi alışverişinde bulunma, gıda alışverişi ya da yemek hazırlama gibi temel beceriler, kişilerin gıda ile ilgili bireysel tercihlerini etkileyen faktörleri ile ilgili eleştirel düşünme, gıda ile ilgili yapılan seçimlerin toplum üzerindeki etkilerini anlama temel becerilerin dikkate alınması önerilmektedir (1). Gıda okuryazarlığının aşağıda yazılı olan altı konuda tanımlandığı ifade edilmektedir (2):
Beceri ve davranışlar
Gıda/sağlık tercihleri
Kültür
Bilgi
Duygular
Gıda sistemleri
Beslenme ve gıda okuryazarlığı kavramlarının sağlık okuryazarlığı kavramının bir biçimi olduğu üzerinde durulmaktadır. Kavramlar, sağlık okuryazarlığı üst başlığında ele alınabilir (1). Sağlık okuryazarlığı, sağlıkla ilgili doğru bilgilere ulaşma, bilgileri anlama, değerlendirme ve uygulama aşamalarını içerir. Bilgiyi okuma ve anlama bileşeni “fonksiyonel” bileşen olarak da adlandırılmaktadır (3). Beceri ve yeteneklerle gereksinimlerin eş zamanlı olarak değerlendirilmesi sağlık okuryazarlığının “interaktif” bileşeni içerisinde ele alınır (3). Eleştirel bileşen sağlıkla ilgili seçimin kişisel ya da toplum üzerindeki etkisini eleştirel bir şekilde yaklaşmayı işaret eder (2).
Şekil 1.’de Krause ve arkadaşları tarafından (1) sağlık okuryazarlığının fonksiyonel, interaktif ve eleştirel bileşenleri içerdiği, gıda okuryazarlığının fonksiyonel, interaktif ve eleştirel bileşenleri içerdiği, beslenme okuryazarlığının ise fonksiyonel bileşeni içerdiği belirtilmiştir. Şekil içeriği için, sağlık okuryazarlığı tanımından da yararlanılmıştır (3).
Şekil 1. Sağlık, Gıda ve Beslenme Okuryazarlığı kavramlarının ilişkisi (1)
Gıda ve/veya beslenme okuryazarlığının ölçülmesi için ölçekler mevcuttur (4). Gereksinime göre uygun ölçeklerin değerlendirmede kullanılabilmesi tespitlerin objektif yapılabilmesine katkı sağlayabilir.
Dilek Aslan, 23.2.2023
Kaynaklar
Krause C, Sommerhalder K, Beer-Borst S, Abel T. Just a subtle difference? Findings from a systematic review on definitions of nutrition literacy and food literacy. Health Promot Int. 2018 Jun 1;33(3):378-389.
Yuen EYN, Thomson M, Gardiner H. Measuring Nutrition and Food Literacy in Adults: A Systematic Review and Appraisal of Existing Measurement Tools. Health Lit Res Pract. 2018 Aug 15;2(3):e134-e160.
Zhang Y, Sun Q, Zhang M, Mo G, Liu H. Nutrition Literacy Measurement Tool With Multiple Features for Chinese Adults. Food Nutr Bull. 2022 Jun;43(2):189-200