Risk İletişimi, Toplum Katılımı ve İnfodemi Yönetimi (RCCE-IM) İçin ONUNCU ADIM: İZLEME, DEĞERLENDİRME VE ÖĞRENME

(İçerik Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi tarafından “The Pocket RCCE-IM Plan Creator” adlı yönlendirme belgesinin onuncu bölümünden yararlanılarak hazırlanmıştır. Belgenin orijinal formatına aşağıda gösterilen kaynaktan erişilebilir)

RCCE-IM’nin sağlık acil durumlarındaki etkinliğinin değerlendirilmesi, bireylerin ve toplulukların koruyucu önlemleri nasıl kabul edip benimsediğini değerlendirmek anlamına gelir. Bu, müdahale sırasında ve sonrasında temel başarı (performans) ölçütlerinin izlenmesini ve gelecekteki planlama için çıkarılan derslerin uygulanmasını içerir.

RCCE-IM planında İzleme, Değerlendirme ve Öğrenme (Monitoring, evaluation and learning; MEL) süreçleri

Daha önceki bölümlerde, izleme, değerlendirme ve öğrenme (MEL) çerçevesinin temelini oluşturan hedefler, sonuçlar, SMART hedefleri ve temel performans göstergeleri (KPI’lar) tanımlandığını hatırlamak gerekir (Bkz. ikinci adım).

    MEL, sürecin tamamına entegre edildiğinde gerçek bir etki beklenir.

    Durumu anlamak için araştırma ve temel verilerle işe başlamak gerekir.

    Ardından müdahalelerin planlanması ve uygulanması gerekir.

    Çalışmalar sürerken neler olduğu izlenmeli ve ilerleme gerçek zamanlı olarak kontrol edilmelidir.

    Çalışmalar sürerken ve çalışma tamamlandığında neyin işe yaradığı ve neyin işe yaramadığını değerlendirilmelidir, bir sonraki çalışmada daha iyisini yapabilmek için süreçten dersler çıkarmak uygun olur.

    İzleme, değerlendirme, öğrenme döngüsü

    1. Planlama: Planlama, sorunu belirlemeyi, hedefleri, sonuçları ve amaçları tanımlamayı ve bunlara nasıl ulaşılacağına karar vermeyi kapsar. Aşağıdaki soruların sorulması uygundur:
      • Hangi sorunu çözmeye çalışıyoruz?
      • Sorunu çözmek için kimin harekete geçmesi gerekiyor?
      • Bunun gerçekleşmesi için ne yapmamız gerekiyor?
    2. İzleme: Neler olup bittiğini takip eder. İşlerin planlandığı gibi gidip gitmediğini görmek için faaliyetler ve çıktılar hakkında bilgi edinir, veri toplar. Aşağıdaki soruların sorulması uygundur:
      • Hedef kitlemizden kaç kişiye ulaştık?
      • İçeriğimiz/faaliyetimizle kaç kişi etkileşimde bulundu?
      • İçeriğimiz/faaliyetimizden kaç kişi memnuniyetini dile getirdi?
    3. Değerlendirme: Çalışmaların ne kadar iyi gittiğini kontrol eder. Eylemlerin istenen değişime yol açıp açmadığını değerlendirmek için sonuçları değerlendirir. Aşağıdaki soruların sorulması uygundur:
      • Hedef kitlenin bilgisi arttı mı?
      • Hedef kitlenin eylemle ilgili niyetinde değişim/artma oldu mu?
      • Hedef kitle sağlıklarının korunması için harekete geçti mi?
    4. Öğrenme: Bu bölümde çalışmalardan çıkarılan dersler gözden geçirilir. Bir sonraki aşamanın/çalışmanın daha iyi olması için değerli bir adımdır. Neyin işe yaradığını, neyin işe yaramadığını, nedenleri gözden geçirmeyi, çalışmaların üzerinde düşünmeyi ve nedenini düşünmeyi içerir. Bu sayede bir sonraki sefer daha iyi kararlar verilebilir. Aşağıdaki soruların sorulması uygundur:
      • Değerlendirme sırasında hangi dersleri çıkardır?
      • Çıkarılan dersleri nasıl kullanabiliriz?
      • Bir sonraki seferde neyi farklı yapmalıyız?

    Değişim Teorisi

    Yapmak istenilen değişikliklerden müdahalelere giden yolu özetler ve her adımın bir sonrakine nasıl yol açtığını gösterir. Aşağıdakileri kapsar:

    1. Ulaşılması hedeflenen uzun vadeli değişiklikler (amaç veya etki) (örneğin, bir toplumda sivrisinek ısırıklarını azaltmak).
    2. Uzun vadeli hedeflere ulaşmak için gerekli ön koşullar (sonuçlar) (örneğin, toplumda, kadınların böcek kovucu kullanması).
    3. Müdahaleler (örneğin, risk iletişimi kampanyaları, toplum liderlerinin katılımı)
    4. Her adımın başarısını ölçmek için indikatörler (örneğin, böcek kovucu kullanma niyeti ifade eden ya da halen kullanan kadınların yüzdesi).
    5. Müdahalelerin neden sonuca varması gerektiğini açıklayan varsayımlar (örneğin, kadınlar böcek kovucu bilgisine ve tavsiyesine erişebilirse, resmi önerilere uymuş olacaklardır).

    Değişim teorisi, değişim için gerekli ön koşulları tanımlar, bunları uygulama ve izleme için net bir plana dönüştürür. Mantıksal Çerçeve (LOGFRAME) algoritması ise; değişim teorisini takip eder, ancak bazı daha basit ya da sınırlı kaynaklar için daha önce geliştirilebilir.

    Mantıksal Çerçeve (LOGFRAME) altı aşamada gerçekleşir:

    1. Girdiler (inputs): Faaliyetler için gerekli kaynaklar (örneğin, personel, ekipman)
    2. Faaliyetler (activities): Mevcut kaynaklarla ne yapıldığı (örneğin, kampanyalar yürütmek)
    3. Çıktılar (outputs): Faaliyetlerden kaynaklanan somut ürünler veya hizmetler (örneğin, sağlık öneriler içeren broşürler).
    4. Etkiler (outtakes): Hedef kitlenin çıktılarla etkileşimi (örneğin, beğeniler, paylaşımlar, geri bildirimler).
    5. Sonuçlar (outcomes): Çıktılar nedeniyle oluşan algı ya da davranış değişiklikleri (örneğin, maske takma oranının artması).
    6. Etki (impact): Uzun süreli etki (örneğin; hastalığın sıklığında azalma)

    Mantıksal Çerçevenin İzleme, Değerlendirme ve Öğrenme (MEL) planının bütün adımlarına entegrasyonu
    Mantıksal Çerçeve, bir çalışmanın hedefleri, sonuçları, amaçları ve kaynakları için çerçeveyi belirlerken, MEL planı bunu işlevsel hale getirir ve bu hedeflere doğru ilerlemenin izlenmesini, değerlendirilmesini ve projenin etkinliğini artırmak için öğrenilmesini sağlar.

    Kaynak

    https://rise.articulate.com/share/9AmP9g5nHxNzBObewyBPztGXED42wk64#/lessons/jezc05f8OIOJbESmo7J5LYrYELJAnMUP

    Dr. Dilek Aslan, 8.6.2026.

    Türkiye’de Tütün Kullanımı…

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Türkiye Sağlık Araştırması, 2025 yayınlandı. Verilere göre; Türkiye’de tütün ürünü kullanımı artma eğilimindedir. Ülkemizde 2025 yılında 15 yaş üzeri her 100 kişinin yaklaşık 33’ü halen tütün ürünü kullanmaktadır (%33,2). Sonuçlar tütün kontrolü politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini ve artma eğilimin tersine çevrilmesinin önemli bir öncelik olduğunu ortaya koymaktadır.

    Dr. Dilek Aslan, 3.6.2026

    Kaynak https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/statistical-themes

    Dünya Bağışıklama Haftası: Aşılar Her Nesilde İşe Yarar.

    Dünya Bağışıklama Haftası her yıl nisan ayının son haftasında kutlanmaktadır.

    Bu yıl, Dünya Bağışıklama Haftası 24-30 Nisan 2026 tarihleri arasındadır.

    Bağışıklama Temel Sağlık Hizmetleri için bir anahtardır.

    Bağışıklamanın sağlanması için aşılar halk sağlığının korunması için en güçlü araçlar arasındadır.

    Son 50 yılda aşılar 150 milyondan fazla hayat kurtarmıştır. Aşılar sayesinde 1974 yılından bu yana 150 milyon hayat kurtarıldığı, 30 hayati tehlike yaratan hastalık ve enfeksiyonun önlendiği belirtilmektedir. Aşılar sayesinde her yıl difteri, tetanoz, boğmaca, grip ve kızamık gibi hastalıklardan kaynaklanan 3,5-5 milyon ölüm önlenmektedir. Sıtma, HPV, kolera, dang humması, menenjit, RSV, Ebola ve mpox’a karşı geliştirilen yeni aşılar da önemli kazanımlar sağlamaktadır.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sadece 2024 yılında 20 milyon çocuğun en az 1 doz aşı olmayı kaçırdığına dikkat çekmektedir.

    Bu yıl (2026), Dünya Bağışıklama Haftası süresince DSÖ “Aşılar her nesilde işe yarar” temasını öne çıkarmıştır. Bu vesileyle aşıların nesiller boyunca insanları, aileleri ve toplumları güvenli bir şekilde koruduğu ve geleceğin bu sayede güvence altına alacağı hatırlatılmaktadır.

    Bireylerin, ailelerin kendilerini, çocuklarını ve gelecek nesilleri koruyacak bilinçli bir şekilde doğru kararlar almaları toplumda güven oluşturarak, her zaman doğru bilgileri paylaşarak sağlanabilir.

    Dr. Dilek Aslan, 23.4.2026

    Kaynaklar

    1. WHO, World Immunization Week https://www.who.int/campaigns/world-immunization-week
    2. WHO, https://www.who.int/campaigns/world-immunization-week/2026
    3. WHO, Vaccines and immunization https://www.who.int/health-topics/vaccines-and-immunization#tab=tab_1

    Türkiye’de yaşlı erişkinlerin toplam nüfus içindeki payı artmaktadır (2025)

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre ülkemizde yaşlı erişkinlerin toplam nüfus içindeki payı artma eğilimindedir. Yayınlanan en son veri 31 Aralık 2025 tarihine ait olup 65 yaş ve üzeri erişkinlerin toplam nüfus içindeki payı %11,1 olarak kayıtlara geçmiştir. Aynı tarihte Türkiye’nin toplam nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi olarak bildirilmiştir.

    Türkiye’de son 10 yılda 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki payındaki artış Grafik 1’de sunulmuştur.

    Grafik 1. Türkiye’de yaşlı erişkinlerin toplam nüfus içindeki payı (%) (2015-2025)

    Kaynaklar

    1. TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları, 2025https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/53899
    2. TÜİK veri portalı https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/53899

    “Sigara öksürüğü” nedir?

    “Sigara öksürüğü” sigara içenlerin sürekli öksürmesi ile karakterize bir durumdur. Kavram, benzer etkiyi yapan tütün ürünleri için de kullanılabilir.

    Normalde, solunum yollarında silia isimli küçük kıla benzeyen yapılar vardır. Bu yapılar zararlı maddelerin akciğerlerden atılmasına yardımcı olur. Sigara/tütün dumanı akciğerlerdeki bu yapıların temizleme işlemini yavaşlatır, istenmeyen maddeleri gerektiği gibi temizleyemez. Dolayısıyla, tütün dumanındaki parçacıkların ve mukus adı verilen sümüksü yapının bir kısmı akciğerlerde ve solunum yollarında kalır. Sigara içilmediğinde, tütün kullanılmadığında bazı silialar iyileşir, tekrar görev yapmaya başlar. Örneğin; bir kişi uyurken (ve sigara içmediğinde), bazı silialar iyileşir ve tekrar çalışmaya başlar. Uyanınca, kişi öksürmeye başlar. Bunun nedeni, siliların akciğerlerde birikmiş olan maddeleri temizlemeye çalışmasıdır (1).

    Kalıcı çözüm; sigara içilmemesi, tütün kullanılmamasıdır.

    Kaynak

    1. American Cancer Society, Why do people who smoke have “smoker’s cough?” https://www.cancer.org/cancer/risk-prevention/tobacco/health-risks-of-smoking-tobacco.html

    9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü Nedeniyle…

    Dr. Dilek Aslan, 8.2.2026

    Günümüzde tütün endüstrisi ile mücadele klasik sigara içimi ile mücadelenin çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. Bunun en önemli nedeni, tütün endüstrisinin klasik sigaranın yanı sıra çok çeşitli tütün ürünlerini piyasaya sürmeye devam etmekte olduğudur. Önlemler yetersiz olduğu için de Dünya’da ve Türkiye’de tütün kullanımı önemli bir halk sağlığı tedhidi olmayı sürdürmektedir.

    Bir yandan sigara içiminin önlenmesi ile mücadele edilirken diğer yanda elektronik sigara (e-sigara), ısıtılmış tütün ürünleri gibi tütün endüstrisinin oyunlarının toplum tarafından farkındalığının artırılması için çaba sürdürülmelidir. Ülkemizde her yıl farklı etkinliklerle sigara bırakmanın teşvik edildiği 9 Şubat sadece sigaranın bırakılması ile sınırlı bir gün değil, aynı zamanda tütün ürünlerinin tamamının bırakılmasına odaklanılması gereken bir gün olarak kabul edilmelidir. Bu gerekçe ile aşağıda bazı güncel bilgilere yer verilmiştir:

    1. Elektronik sigaralar arasında farklı türler vardır. Elektronik Nikotin Dağıtım Sistemleri (ENDS) ve Elektronik Nikotin Dışı (içermeyen) Dağıtım Sistemleri (ENNDS) yaygın olarak kullanılmaktadır.
    2. E-sigaraların içindeki nikotin bağımlılık yapar.
    3. E-sigaralar insan sağlığına zararlı olabilecek katkı maddeleri, aromalar ve kimyasallar içerirler.
    4. E-sigaralar, en az 16.000 aromayla sosyal medya ve medya fenomenleri aracılığıyla çocukları ve gençleri hedef almaktadır.
    5. E-sigaralar farklı miktarlarda nikotin ve zararlı emisyonlar içerir.
    6. E-sigara içindeki nikotin ve oluşan duman e-sigarayı kullanmayanlar için de tehlikelidir. Zararlı olan diğer zehirli (toksik) maddeleri içerir. Nikotin içermediği iddia edilen bazı ürünlerin (ENNDS) içeriğinde nikotin bulunduğu tespit edilmiştir.
    7. E-sigara kullanımı akciğer hasarlarıyla ilişkilidir. Bu durum e-sigara kullanımına bağlı akciğer hasarı (EVALI) sendromu olarak tanımlanmıştır.
    8. Elektronik tütün ürünlerini kullananların patlama ya da sistem bozukluklarından kaynaklanan yanıklar da dahil olmak üzere farklı fiziksel yaralanmalarla karşılaştıkları bilinmektedir.
    9. E-sigara kullanımı kardiyovasküler sisteme zarar verir.
    10. E-sigara dumanına maruz kalmak da sağlık açısından risk oluşturur. Çünkü e-sigaralar çevreye zehirli kimyasallar yayar.
    11. Isıtılmış tütün ürünleri (heated not burned tobacco products) tütün içeren elektronik cihazlardır. Klasik sigaraya göre daha düşük bir derecede ısıtılır. Kullanıcısının içine çektiği ‘duman’ oluşur. İçerik, nikotin ve katkı maddeleri içerirler ve genellikle aromalı olur.
    12. Nikotin poşetleri (nicotine pouches) görünüş ve kullanım şekli gibi bazı açılardan klasik dumansız tütün ürünlerine benzer. Bu ürünler, diğer dumansız tütün ürünleri gibi, genellikle çeşitli aromalarla sunulmaktadır. Bu ürünlere gençlerin ilgisi fazla olabilmektedir. Nikotin poşetlerinin nikotin yoğunluklarında farklılıklar olabilir. Nikotin poşetleri kullanıcılarının kalp atış hızını ve kan basıncını artırabilmektedir.

    Bu kadar fazla ve çeşitli zarardan kurtulmak olanaklıdır.

    Tütün kullanımını bırakmak birçok hastalığın riskini önemli ölçüde azaltabilir ve bazı durumlarda hiç sigara içmemiş bir kişinin karşılaşacağı sağlık riskleri ile aynı düzeye gerilemesine olanak sağlayabilir.

    Tütünü bırakmak için asla geç kalınmaz.

    HEMEN ŞİMDİ BIRAKMAYA KARAR VERMEK VE HAREKETE GEÇMEK GEREKİR.

    Kaynaklar

    1. WHO, https://applications.emro.who.int/docs/FS-TFI-199-2019-EN.pdf
    2. WHO, https://www.who.int/news-room/questions-and-answers/item/tobacco-e-cigarettes
    3. FDA, How are Non-Combusted Cigarettes, Sometimes Called Heat-Not-Burn Products, Different from E-Cigarettes and Cigarettes? https://www.fda.gov/tobacco-products/products-ingredients-components/how-are-non-combusted-cigarettes-sometimes-called-heat-not-burn-products-different-e-cigarettes-and
    4. WHO, Europe https://www.who.int/europe/news-room/fact-sheets/item/effects-of-tobacco-on-health

    Görsel, AI (copilot) yardımıyla 7.2.2026 tarihinde oluşturulmuştur.

    Mevsimsel grip

    Mevsimsel grip, influenza virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. Hastalığa neden olan influenza virüsünün A, B, C ve D olmak üzere dört türü bulunmaktadır. A ve B tipi mevsimsel salgınlara neden olurlar. İnfluenza A virüsleri, virüs yüzeyindeki proteinlerin kombinasyonlarına göre alt tiplere ayrılır. Halen insanlarda dolaşımda olan alt tipler A(H1N1) ve A(H3N2) influenza virüsleridir. A(H1N1) virüsü 2009 yılında pandemiye neden olmuştur. İnfluenza B virüsleri alt tiplere ayrılmaz. İnfluenza C virüsü daha az sıklıkla tespit edilir ve genellikle hafif enfeksiyonlara neden olur. İnfluenza D virüslerinin insanlarda hastalık yaptığına dair bilgi bulunmamaktadır.

    Hastalık Ekim 2025 döneminden bu yana artmıştır; seyri kuzey ve güney yarımkürede farklılık göstermektedir. Kuzey yarımkürede, bazı ülkeler grip sezonunun erken başladığını bildirmiştir. Güney yarımkürede, bazı ülkeler önceki yıllara kıyasla daha uzun sezonlar yaşamış ve son aylarda virüs aktivitesi normalin üzerinde seyretmiştir. Küresel aktivite beklenen mevsimsel aralıklar içinde kalmakla birlikte, bazı bölgelerde bu mevsimde tipik olanın üzerinde erken artışlar ve daha yüksek aktivite gözlenmiştir.

    Hastalığın kuluçka süresi yaklaşık 2 gündür, ancak 1-4 gün arasında değişebilir. Virüs, hafif ve şiddetli arasında değişen yelpazede hastalık oluşturmaktadır.

    Her yıl yaklaşık bir milyar mevsimsel grip vakası görülmektedir. Hastalık çoğunlukla hafif seyreder yaklaşık bir haftada iyileşme görülür. Hastaların 3 ile 5 milyonu ağır vakalardır. Yaklaşık 290.000 ile 650.000 kişi hastalık nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Hastaneye yatış, ölüm gibi istenmeyen sonuçlar da olabilir.

    Risk grupları arasında beş yaş altındaki çocuklar, gebeler, yaşlı erişkinler, kronik kalp, akciğer, böbrek, metabolik, nörogelişimsel, karaciğer ya da kan hastalıkları gibi kronik sağlık sorunu olanlar, kanser hastalığı, HIV olanlar, kemoterapi ya da steroid tedavisi alan bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler yer alır. Sağlık çalışanları ve bakım hizmeti sunanlar da hastalığa fazla maruz kalmalarından dolayı risk altındadırlar.

    Grip; okul, bakım evi gibi kalabalık ortamlarda daha hızlı yayılır. Enfekte bir kişi öksürdüğünde ya da hapşırdığında, virüs içeren damlacıklar havaya yayılır ve ortamda/yakında bulunan kişilere bulaşabilir. Yayılım, virüslerle kontamine olmuş ellerle de olabilir. Bu nedenle bulaşmanın önlenmesi için insanlar öksürdüklerinde ağız ve burunlarını mendille kapatmalı ve ellerini düzenli olarak yıkamalıdır. Aşılama, hastalığı önlemenin en iyi yoludur. Güvenli ve etkili aşılar 60 yılı aşkın bir süredir kullanılmaktadır. Grip virüsleri sürekli değişmektedir, bu nedenle mevsimsel grip aşısının bileşimi, dolaşımdaki virüslerle daha fazla ilişkili virüsleri içerecek şekilde düzenli olarak güncellenmektedir.

    Hafif semptomları olan kişiler; hastalığı başkalarına bulaştırmamak için evde kalmalı, dinlenmeli, bol sıvı tüketmeli, semptomlar kötüleşirse mutlaka tıbbi yardım almalıdırlar. Yüksek risk altında olan ya da şiddetli semptomları olan hastalar mümkün olan en kısa sürede tıbbi yardım almalıdırlar.

    Dr. Dilek Aslan, 30.12.2025

    Görsel, AI copilot yardımı ile “aşılama” ve “grip” anahtar sözcükleri kullanılarak 30.12.2025 tarihinde hazırlanmıştır.

    Kaynaklar

    1. WHO, https://www.who.int/emergencies/disease-outbreak-news/item/2025-DON586 Son erişim tarihi: 30.12.2025.
    2. WHO, https://www.who.int/health-topics/influenza-seasonal#tab=tab_1 Son erişim tarihi: 30.12.2025.
    3. WHO, https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/influenza-(seasonal) Son erişim tarihi: 30.12.2025.

    Yaşlanma üzerine…

    Toplam nüfus içinde 60 yaş ve üstü bireylerin sayısı ve yüzdesi her geçen gün artmaktadır. Artma eğiliminin gelecek yıllar için de sürmesi beklenmektedir. Örneğin; sayının 2030 yılına kadar 1,4 milyar ve 2050 yılında da 2,1 milyar olması beklenmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu değişime hızla uyum sağlaması gerekmektedir.

    Nüfusun yaşlanması topluma çok farklı zenginlikler, olanaklar sunar. Bununla birlikte, nüfusun yaşlanması kimi zorlukları da beraberinde getirir. Bu zorlukların aşılabilmesi için sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve niteliğinin artırılması, sağlık bakım hizmeti sunan personelin sayı ve niteliğinin artırılması, yaşlı dostu ortamların desteklenmesi, kuşaklar arası dayanışmanın güçlendirilmesi, yaş temelli ayrımcılıkla mücadele ve toplumun tüm kesimlerinde hakkaniytin sağlanması için çabaya ihtiyaç vardır. Hakkaniyet (equity), gereksinim temelli hizmet anlamı taşımaktadır. Sağlık, yaşlı erişkinler için en temel gereksinimler arasındadır. Dolayısıyla, sağlıklı yaşlanma en temel hedefler arasında olmalıdır.

    Sağlıklı yaşlanma, yaşamın ilerleyen dönemlerinde refah düzeyinin yüksek olmasını sağlayan işlevsel yeteneklerin geliştirilmesi ve sürdürülmesi olarak tanımlanır.
    İşlevsel yetenek, bireyin fiziksel ve mental kapasitesinden etkilenir. İşlevsel yetenek, politik süreçler kadar bireyin yaşadığı fiziksel, sosyal, sağlık ve bakım bileşenleri olan çevresel ortamlardan etkilenir. Bileşenler arasında etkileşim vardır. Süreç dinamiktir.

    Unutmayalım, sağlıklı yaşlanma hedefine ulaşılabildiğinde Dünya daha yaşanılabilir olacaktır.

    Dr. Dilek Aslan, 28.12.2025

    Kaynaklar

    1. WHO Europe, Ageing. https://www.who.int/europe/health-topics/ageing#tab=tab_1 Son erişim tarihi:28.12.2025.
    2. WHO, Ageing, Impact. https://www.who.int/health-topics/ageing#tab=tab_1 Son erişim tarihi: 28.12.2025.

    Görsel, AI Copilot yardımıyla “gülümseyen yaşlanan Dünya” sözcükleri kullanılarak 28.12.2025 tarihinde hazırlanmıştır.

    Tütün kullanan anne ve babaların çocuklarında bodurluk riski yüksek.

    Dr. Dilek Aslan, 27.12.2025

    Tütün dumanı, anne karnında ve doğumdan sonra bebeğe zarar veren binlerce toksik (zehirli) kimyasal içerir. Gebelik döneminde anne adayının tütün kullanması erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve anne karnında bebeğin büyümesini yakından etkiler. Bu dönemde tütün kullanımı iki yaşına kadar görülen büyüme geriliğinin en önemli faktörleri arasındadır.

    Bodurluk, yetersiz beslenmenin önemli bir sonucudur, yaşa göre boy uzunluğunun kısa olmasıdır. Kronik beslenme yetersizliğinin göstergesi olarak kabul edilir. Büyüme ve gelişme geriliğine neden olur. Tütün kullanımı da çocuklarda bodurluğun en önemli nedenlerinden biridir. Anne ve babası tütün kullanan çocuklarda bodurluğun görülme sıklığının daha yüksek olduğu ve tütün dumanından etkilenim arttıkça riskin de arttığı bilinmektedir.

    Bodurluğun diğer nedenleri arasında düşük sosyoekonomik durum, ebeveynlerin düşük öğrenim düzeyi, annenin sağlığının kötü olması, yetersiz beslenme ve tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları sayılabilir.

    Gebelik sırasında dumansız tütün ürünlerinin kullanımı da hipoksi ve oksidatif stres nedeniyle plasenta hasarı için bilinen bir risktir. Göz ardı edilmemelidir.

    Dumanlı ya da dumansız, her türlü tütün (kullanımı ya da duman etkilenimi) hemen bırakılmalıdır. Hiç tütün kullanmamak, kullanmamış olmak en iyi seçenektir. Bununla birlikte, gebelik sırasında tütün kullanımının bırakılmasının da bebek ve çocuk büyümesi üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu gösteren yeterli düzeyde kanıt mevcuttur.

    Hemen, şimdi… Tütünsüz hayata EVET.

    Kaynaklar

    1. https://iris.who.int/server/api/core/bitstreams/847e0b85-b462-44ab-9a77-b65921fe09bb/content Son erişim tarihi:27.12.2025.
    2. https://www.who.int/news/item/09-09-2025-who-warns-that-tobacco-use-is-linked-to-child-stunting Son erişim tarihi:27.12.2025.
    3. https://www.who.int/health-topics/malnutrition#tab=tab_1 Son erişim tarihi:27.12.2025.

    Görsel, AI copilot yardımı ile “tütün kullanımı” ve “bodurluk” anahtar sözcükleri kullanılarak 27.12.2025 tarihinde hazırlanmıştır.

    Yaşlanan Toplumlar

    Toplam nüfus içinde 60 yaş ve üstü bireylerin sayısı ve yüzdesi her geçen gün artmaktadır. Artma eğiliminin gelecek yıllar için de sürmesi beklenmektedir. Örneğin; sayının 2030 yılına kadar 1,4 milyar ve 2050 yılında da 2,1 milyar olması beklenmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu değişime hızla uyum sağlaması gerekmektedir.

    Nüfusun yaşlanması topluma çok farklı zenginlikler, olanaklar sunar. Bununla birlikte, nüfusun yaşlanması kimi zorlukları da beraberinde getirir. Bu zorlukların aşılabilmesi için sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve niteliğinin artırılması, sağlık bakım hizmeti sunan personelin sayı ve niteliğinin artırılması, yaşlı dostu ortamların desteklenmesi, kuşaklar arası dayanışmanın güçlendirilmesi, yaş temelli ayrımcılıkla mücadele ve toplumun tüm kesimlerinde hakkaniytin sağlanması için çabaya ihtiyaç vardır. Hakkaniyet (equity), gereksinim temelli hizmet anlamı taşımaktadır. Sağlık, yaşlı erişkinler için en temel gereksinimler arasındadır. Dolayısıyla, sağlıklı yaşlanma en temel hedefler arasında olmalıdır.

    Sağlıklı yaşlanma, yaşamın ilerleyen dönemlerinde refah düzeyinin yüksek olmasını sağlayan işlevsel yeteneklerin geliştirilmesi ve sürdürülmesi olarak tanımlanır.
    İşlevsel yetenek, bireyin fiziksel ve mental kapasitesinden etkilenir. İşlevsel yetenek, politik süreçler kadar bireyin yaşadığı fiziksel, sosyal, sağlık ve bakım bileşenleri olan çevresel ortamlardan etkilenir. Bileşenler arasında etkileşim vardır. Süreç dinamiktir.

    Dr. Dilek Aslan, 28.12.2025

    Kaynaklar

    1. WHO, Ageing, Impact. https://www.who.int/health-topics/ageing#tab=tab_1 Son erişim tarihi: 28.12.2025.
    2. WHO Europe, Ageing. https://www.who.int/europe/health-topics/ageing#tab=tab_1 Son erişim tarihi:28.12.2025.